Showing posts with label Gulmelik. Show all posts
Showing posts with label Gulmelik. Show all posts

Tuesday, December 4, 2012

Bize dair hikayeler: ikinci cukundur vakasi!

Yaklasik uc haftadir ev hastahane kogusuna dondu, bir ben yamuldum bir o, yatti patlican kalkti biber modundayiz. Eh haliyle de kocakisisiyle bu kadar sure bir arada kapali kalinca ve icli disli olunca zirvalama seviyemiz tavan yapti yine :) Dolayisiyla ikinci çükündür vakasini yasamis bulunduk...

Hastaliktan kafa kalkmayinca insan en fazla oturup birseyler izleyerek geciriyor zamani, bizde oyle yaptik haliyle. Izlenecek cogu sey bitince hemen solugu Kore dizilerinde aldik. Yine takildik bir diziye soluksuz izledik sabah aksam. Eh bu kadar cok Kore dizisi izleyince de insan yavastan tum oyunculari tanimaya basliyor...

Ben: Su cocuk cok tanidik geliyor gozume daha once hangi dizide izledik biz bunu?
Kocakisisi: Ne bileyim hepsi cekik gozlu hepsi birbirine benziyor bence :)
Ben: Yok ama bak gulusu falan cok tanidik...

Derken dayanamadim oyuncu listesinden ismini buldum, internetten baktim ki anca bende jeton dustu. Anlata anlata bitiremedigim "49 gun" dizisindeki olum melegiymis megerse o oyuncu...

Ben: Aaaa demek oymus, hadi ya nasil degismis bak hic farkedemedik.
Kocakisisi: Kimmis kimmis?
B: Bir tahmin et bakalim
K: Secret Garden dan mi?
B: Yok degil
K: 49 gunden mi peki?
B: Soylemem hangi dizi oldugunu bak bir dikkatlice (soylememekte israr etmek de nasil bir pis huydur kardesim!)
K: Ama haksizlik sen internetten baktin
B: E merak edip sende baksaydin bu ne hazira konuyorsun! Bak dikkatlice, su kafasindaki sapkayi cikar soyle uzun yana yatmis saclar dusun mesela...
K: 49 gun ama degil mi
B: Tamam tamam 49 gun
K: Orada olen kizin en yakin arkadasi olan cocuk mu?
B: Yok artik daha neler, kizin annesi hatta hahahaha :))
K: Iyi de soylesene kim?
B: Zaten dizide 4 tane erkek oyuncu var onu da bilemedin ya al sana ikinci cukundur vakasi!
K: Kizi aldatan sevgilisi de degil sanirim?!
B: Yok degil zaten geriye tek bir erkek oyuncu kaldi o diziden, onu da bil artik yahu
K: Kim var baska kim var... Haaa anladim olum melegi! Olum melegi degil mi? Aaa hakikaten ya!
B: .....


*****

Kocakisisi hasta diye en sevdigi kurabiyelerden pisirdim gectigimiz hafta, hani evde oturdukca insanin cani daha cok abur cubur yemek istiyor bari saglikli birsey yesin dedim. Ama her ne hikmetse normalde firindan cikar cikmaz bir tepsisi hemen biten kurabiyeler 3 gun surundu. Dorduncu gunun sabahinda...

Ben: Bu kurabiyeler de yenmedi kaldi, hic bu kadar surunmezlerdi.
Kocakisisi: Hakikaten oyle oldu ama sira gelmedi onlara.
B: Eh evde baklava olunca bizim kurabiyelerin suratina bakilmadi tabii!
K: Yok yahu oyle degil, baklavayi yilda bir goruyoruz ya ondan dolayi :)
B: Haa oyle demek! Kurabiyeyi de yilda bir yapayim ben o zaman!! Hep yapinca kiymet bilinmiyor gordugum kadariyla.
K: Tamam sustum ben ya konustukca batiyorum...



Daha fazla evde tikili kalmasak iyi olacak gibi gorunuyor :))


Friday, August 24, 2012

Bayram muhabbetleri

Kadinlar da erkekler de hep ayni, kilik kiyafet, yer zaman degisiyor cogunlukla ama muhabbetler pek degismiyor!
Soyle ki;

Arife gunu kocakisisi isten gelip isyerinde yeni tanistigi bir bayanin da musluman oldugunu (Lubnanli imis), lafin oradan acilip bizi birgun bildigi guzel bir Lubnan restoranina davet ettigini soyledi.
Bende "aa ne guzel, gideriz tabii" dedim.

Bu Lubnan'li arkadas arife gunu aksami email atip "bayramin ikinci gunu Lubnan restoranina gitmek istermisiniz, hem bayramlasmis oluruz" deyince oyle alelacele olmasina biraz sasirsak da belki yalnizdir, bayramda birilerini ariyordur, hem bizde yeni yemekler deneriz bayram guzel gecer bahanesiyle diyerekten tamam diyoruz.

Bayramin ikinci gunu gelip cattiginda evde ikimizde bilgisayarlarin tepesinde son surat is yetistirmeye calisiyoruz. Tam ev-ofis moduna girmisiz, hem isler yetismeyecek hem de simdi hazirlanip sehrin o kalabaligina kim girecek...

Ben: Bu isler bitmeyecek, tam da gunune ayarladik su yemegi, kiza bir mesaj atsak da yarin ya da obur gun isten cikista gitsek yemege?
Kocakisisi: Olmaz oyle sey ayip olur, hem dort saat kaldi yemege kiz ona gore plan yaptiysa.
Ben: Ya hemen iptal edelim demiyorum soralim bir kiza, bu hafta icinde baska gune olur derse erteleriz ne var bunda.
Kocakisisi: Ya ayip simdi ertelemek, hem ben bastan sordum sana o zaman hayir deseydin! Birseyi yapmak istemeyince olay cikariyorsun hep.
Ben: Hayir diyen mi var, anlayamiyorsun sen beni galiba! Isler yetismeyecek yemegi baska gune alalim diyorum bundan dogal ne var ki!!

Sonuc olarak ben kusup surat astim bir muddet, kocakisisi de yarim agizla "tamam kusme kuseceksen iptal edeyim" diye geveledi durdu ama iptal falan etmedi tabii. Biz birbirimize kapris yaparken saatler gecti cikma vakti yaklasti. Neyse dedim gidip adam gibi yemegimizi yiyelim, degisik birseyler deneyelim egleniriz hem...
Cikmadan da kocakisisine hatirlattim su maillerine bak diye kizin telefon numarasini almamis cunku, ama beni dinleyen nerdeeee!

Restorana gittik oturduk, oyle pek ahim sahim birsey degil klasik arap restorani. Hani bizim turk restoranlarinin eline su bile dokemez, ama menude bir suru degisik sey var, yeni seyler deneriz diyerekten kizi beklemeye basladik.
Bekle allah gelmez bekle allah gelmez... 10 dakika gecti yok, 20 dakika gecti yok...
Yeni yemekler deneyecegiz diye de ac karna gittik, menuye baktikca bizim mideler gurul gurul otmekte :D

Yaklasik 45-45 dakika sonra pes ettik verdik siparisimizi, kiz gelirse de kendi versin kendine siparis dedik.

Kocakisisi: Ben boyle sey gormedim ya, ne ayip ya biz isi gucu biraktik geldik ayip olmasin diye!
Ben: Elaleme ayip olmasin diye bi dunya laf saydin bana, allah boyle yapar iste karisini haksiz yere uzen adami!
Kocakisisi: Guvenmeyeceksin insanlara, ne bicim insan bunlar ya hic utanma yok! bir daha da suratina bakarsam...
Ben: Ama dedim ben sana mailine bak diye, kizin telefonunu al diye, beni dinleyen kim?!
Kocakisisi: Haklisin valla ne diyeyim :(
Ben: Kivrim kivrim kivrandin kiza ayip olur diye
Kocakisisi: Kivrim kivrim kivrandim yaptigimdan utandim...

ahahahahaha....

Sonuc olarak oturduk basbasa yemegimizi yedik. Lubnan restorani bir b.ka benzemiyordu ama! Salcali koftenin farkli versiyonlarinin adini degistirmisler satiyorlar. Koftelerde kofte olsa yuregim yanmayacak, kiymayi oldugu gibi mincirmislar pisirmisler :)))
Allahin iki porsiyon salcali kiymasina yaklasik 3-4 kilo kiyma parasi vermek de ayrica koydu tabii!

Ayrica eve donunce birde ne gorelim, kiz biz cikmadan 10 dakika once mail atmis ben gelemiyorum diye! Ne bir mazeret bildirmek, ne bir ayip olur diye dusunmek, ne bir son saatte haber verilirmi insanlar ona gore plan yapmistir demek!!
Aman millete ayip olmasin diyen yegane enayiler bizmisiz herhalde.
Bir daha birilerine guvenmek mi tovbe!
Bir daha Lubnan restoranina gitmek mi, o daha cok tovbe!

dipnot: bu olay sonrasi kocakisisine sordum neden beni dinlemiyorsun diye, valla neden dinlemiyorum bende bilmiyorum aslinda hic de kotu birsey soylemiyorsun seni dinleyince hep karli cikiyorum aslinda... demezmi! buyur burdan yak :)

*******

Kocakisisi de ben de pek severiz egzantirik tarifleri ve malzemeleri. Firsat buldukca da bol bol alip, pisirip deniyoruz. Pancar da onlardan biri. Hatta son Vietnam gezisi sirasinda tanistigimiz cift de bizim gibiymis, karsilikli dunya mutfaklarindan ve farkli tariflerden konusurken bize "pancarli risotto" tarifi verdiler. Laf aramizda kocakisisi harika risotto yapar :) Pancarin pembe renginden dolayi risotto oyle guzel bir renk aliyor ki insan yemeye kiyamiyor, ilk firsatta denedik bayilarak yedik :)

Dun aksam David Lebovitz'in sayfasinda tarif bakarken oldukca ilginc ve kocakisisinin sevebilecegini dusundugum bir tarife denk geldim.Tarifin basligi su " Moist Chocolate-Beet Cake" yani "pancarli cikolatali islak kek". Pancar ingilizcede beet root veya beet diye yaziliyor, bunu da kocakisisine onlarca kez soyledim hatta. Ama adam beni dinlemiyor ki...

Ben: Cok degisik bir tarif buldum, eminim hosuna gidecek
Kocakisisi: Hadi ya ne tarifiymis?
Ben: (Bilgisayar ekranini ona cevirerek) Bak bakalim ne kekiymis cok ilginc cok sasiracaksin ;)
Kocakisisi: Haa... cikolatali kek yani
Ben: Eminmisim tam olarak ne keki oldugunu anladigina, iyi oku basligi iyi oku.
Kocakisisi: Eminim anladim tabii ya, islak cikolatali kek iste!
Ben: Anlamamissin iste, bak burada ne yaziyor (ekrandaki baslikta ozellikle beet kelimesinin altini cizerek)
Kocakisisi: Ne bileyim ben beet ne?
Ben: Onlarca kez soyledim sana ne oldugunu! hani az once bana getirdin neydi guzel kokuyor diye (hakikaten de 5 dakika once pismis pancari firindan cikarip bana getirmisti bu ne guzel kokuyor diye)
Kocakisisi: Ya ne diyorsun anlamiyorum dogru duzgun soylesene!
Ben: Pes yani! Sen bazen boyle aptal olabiliyorsun ya inanamiyorum ben, hakikaten inanamiyorum, kesin numara yapiyor olmalisin yoksa tum o IQ larin nerene gidiyor ben hic bilmiyorum!

Adam anlamamakta israr edince ilkokul cocuguna anlatir gibi beet sozcugunun pancar oldugunu anlatmaya calistim olmadi. Sacma sapan birseye onca enerji sarfedip yine de anlasilamayinca bende cildirdim tabii, ama birde inat soylemiyorum "pancar bu be adam pancar!!" diye. O niye onu da bilmiyorum bende gariplesiyorum arada :)

Sonuc olarak o sinirle actim internetten sozlugu, beet yazdim ve karsimiza su aciklama cikti;
1- pancar
2- çükündür

Ben: Al iste çükündür o sey, çükündür!! Anla bunu anlayabilirsen... hahahahaha
Kocakisisi: Cükündürmüsüm!  ahahaha


Iste bunlar da bize dair hikayeler :)

Tuesday, February 7, 2012

Ne isim var burda benim??

Yok yok yanlis gormuyorum karsida konusan adam bildigin Bulent Arinc! Iyi de gunahim kadar sevmem ben bu adami yahu ne isim var benim burada, birde oturmus dinliyorum soylediklerini. Dur bakayim dur ne diyor…

Yok ruyalara bile sansur gelecekmis, yok herkesin ruyalari kontrolden gececekmis… daha neler siyirmis kafayi resmen. Kesin kendi ruyalari yoldan cikmistir da herkesi oyle saniyordur :)) Gerci RTE hukumetinden de bu beklenir ama isin guzel yani bu teknoloji seviyesine ulasamadilar henuz :)) Eh ilim bilime yatirim yapmazsan olacagi bu, hizli treni bile normal treni hizlandirak yapan zihniyet mi ruyalarimizi taramadan gecirecek :D


Ama dur bi dakika ya ben niye burdayim hakikaten? Kac yilindayiz biz simdi? Nasil geldim buraya? Yoksa hakikaten bahsettikleri deli sacmasi degil de gercek olabilirmi. Bak simdi aklima birden Futurama geldi, Fry 3000 yilina gitmis ve ruyalarina reklam girdigini gorunce cok sasirmisti :) Acaba oyle bisey mi kesfedildi de ben kacirdim :))) Yok artik 3000 yilinda olmadigim kesin, Bulent Arinc hala daha karsimda konustuguna ve insanlar hala daha yalakalik yapip, anlamsiz takim elbiseler icinde gezdiklerine gore :) 1000 yila da bu mentalite degismemis olamaz :D

Olabilirmi ki?? Yok yok olamaz! Iyi ama benim burada ne isim var? Birde oturmus bu zirvalari dinliyorum sessizce, kendimde miyim ben? Yok degilim sanirim.

Amanin bu da ne ?!

-Hayatim kalkmiyormusun, ise gec mi gideceksin? Daha uyuyacaksan uyandirmayayim hic?

Oh be hepsi ruyaymis, ohhh ki ne ohhh…

- Yok yok uyandim bile, daha da uyumam ruyamda Bulent Arinc vardi, en beter kabuslarimdan kotu!

Daha da uyumam.

Dip not: Yilmaz Ozdil yazisi gibi oldu bu yazi, maksat laf cakmak falan diil ama sanki yazinin sonuna “uyuyan milletime ithafen” yazilsa iyi gider gibi geldi bana :D

Monday, February 21, 2011

Pazartesi Kahkahasi

Aklimda tamamen farkli birseyler yazmak varken (nereden denk geldim bilmiyorum) Mehtap Erel'in su yazisina denk geldim, inanin yanaklarim agridi gulmekten, paylasayim dedim :D
Guzel gecsin haftaniz...
on not: benim gibi delilerde varmis hayatta, bende dugun zamani boyleydim :))) ne diyeyim kocasina Allah sabir versin :)

Abartmazsam Adım Mehtap Değil!
Beni eski ve yakın tanıyanlar bilir. Ben bir şeyi can-ı yürekten yapıyorsam dibini bulmayı severim. Yani tadını çıkarırım, abartırım. Ve o hevesle yaptığım şey her ne ise, bozanı da affetmem…

Misal; düğünüm. O kadar özen, bözen hazırlandım. İkram edilecek yemekleri bile önceden gidip yedim, tadına baktım o vaziyetteyim. Yer içime sindi, gelinliğim tam istediğim gibi oldu, davetiyeler, masa kartları, el çiçeğim, orkestra… Eşim Balıkesirli ama ben Karadenizli olduğum için Karadeniz Halk oyunları ekibi…

Düğün akşamı tam bir kavram kargaşası yaşanıyor çünkü düğün belli bir mantık silsilesi izlemiyor. Bana “Ya Mehtap biraz alakasız olmayacak mı?” diyen herkesi ebediyete kadar susturduğum ve içimden geçen her tür şeyi düğünüme entegre ettiğim için olay şöyle gelişiyor. Kokteyl alanı, Vivaldi, Bach, prolonge, nikah, düğün tarafı Karadeniz Horon ekibi, pasta, Jazz…. Yanlış anlamayın, bir kısmı gündüz bir kısmı gece değil. Hepsi gece ve tüm bu işler aynı dört saat içinde vuku buluyor.
Her şey yolunda giderken orkestra sahne alıyor, tango falan yapılacak ama orkestra benim daha önce dinleyip ayarladığım orkestra değil. Bir aksilik olmuş, başka orkestra gelmiş.

Özet geçiyorum. Kendime geldiğimde çok yakın iki kız arkadaşım beni kuyruğumdan duvağımdan yakalamış solistin üzerinden almaya çalışıyorlardı. Sonra babam anlattı. Sarhan’ın ve tüm sülalesinin gözleri kocaman açılmış çünkü ben şarkıcıyı “Bu sesle mi? Bu sesle mi?” diye bağırarak boğmaya çalışıyormuşum.

Aksiliğe tahammülüm yok yani…

Şimdi canım, kanım, her şeyim, bitanem, yavrum, oğlum sünnet oldu. Abartının kralını yapmam lazım çünkü canım öyle istiyor. Olay yazın olacak ama ben şimdiden tırmalamaya başladım.

Ben: Çok zamanım da yok, nasıl yapsak? Acaba bir organizasyon firmasıyla mı anlaşsak?

Sarhan: Ne için?

Ben: E onca şeyi ben nasıl organize edicem sünnette? Vaktim yok!
Sarhan: Hangi onca şeyi?

Ben: Hah süper! Şimdi dansöz istiyorum, üç tane. Sarışın, esmer, kızıl saçlı. Ayrıca dört tane kız istiyorum. Bir taht olacak. Bu dört kız bir takım seksi folklorik giysilerle Atahan’ı tahtla salona taşıyacak.

Sarhan: ….

Ben: Salonun bir tarafında bir otağı kurulsun, küçüğünden, orada kadınlar isteyene kına yaksın. Yine Karadeniz halk oyunları gelsin, sekiz erkek, horon tepsin böyle erkek erkek. Davul, zurna faslı olsun. Sonra orkestra olsun. Böyle neşeli, eğleneceğimiz bişiler çalsın. Yan tarafta ayrı bir bölüm olsun. Orada animasyon, sihirbaz, palyaço, balondan köpek yapan insanlar, macuncu, bilimum ne varsa. Çocukları orada ayrı bir ekip eğlendirsin.

Sarhan: Otağı?

Ben: Tabii! Hatta düğünü yapıcağımız yere Atahan atla gelsin. Bu çok mühim!

Sarhan: Otağı kuruyoruz? Salonun bir yerine?

Ben: Hindi olsun, yılbaşı gibi, seviyorum ben hindinin tadını

Sarhan: Hindiyi bir gece önce Kımız’da bekletsinler mi?

Ben: Mehteran takımı mı tutsak? Onlar mı getirse Atahan’ı salona? Sanki İstanbul’un fethi gibi. Oğlum sünnet olmuş beah! Aslanım! Ya da dur, deniz kenarında bir yerde yapalım. Gemiyle gelelim.

Sarhan: Gemi?

Ben: Tabi! Yavuz Zırhlısı’nı temsilen! Hatta Karadeniz Ekibi'de zırhlıdan insin! Atahan onlarla horon tepsin.Sarhan: Atahan niye horon tepiyor? Ben Balıkesirliyim.

Ben: ….

Sarhan: Ne?

Ben: Atahan Karadenizli çünkü annesi Karadenizli. Dedesi Karadenizli! Ananesi Karadenizli!

Sarhan: Babası Balıkesirli ve benim bildiğim kadarıyla baba nereliyse çocuk oralı oluyor.

Ben: Medeni kanun beni ilgilendirmiyor. Ben oğlumu Karadenizli gibi yetiştiriyorum. İsterse nüfus cüzdanında Kuveyt Federe Cumhuriyeti yazsın çocuk Karadenizli bir erkek gibi yetişiyor. Evlat benim elimde, anası benim.

Sarhan: Kuveyt Federe Devlet değil.

Ben: Ve bu bir Balıkesirli için çok şey ifade ediyor olmalı ama bir Karadenizli için şöyle: “Velev ki federe, bana ne?” anlatabildim mi?

Sarhan: Sana bakıyorum bazen, uzun uzun ve kendime “Beni aşık eden neydi?” diye soruyorum.

Ben: Peki, gücenme. Madem bu kadar önemli senin için sizin çocuklarda şortlarını giysin gelsin. Biz müdahale etmeyiz.

Sarhan: Efe onlar efe!

Ben: Tamam bişi demedim. Hem onlar gelsin hem benimkiler. Şişme oyuncaklar da getirtsek. Ya nerde yapmalı, kocaman yer lazım bize.
Sarhan: Stadyumda yapalım Mehtap. Zaten Milli Bayram gibi bir şey yapıyoruz. Konuklar otursun tribünlere. Mehter Takımı hindi dağıtsın. O arada Horon ekibi Yavuz zırhlısını çekerek geçirsin önlerinden. Stadın ortasındaki otağıdan Kuveytli dansözler çıksın. Sihirbazlar şişme oyuncaklarda zıplayıp dansözlerin üzerinden uçsun. Bu arada da efeler atlarla geçiş yapsın.

Ben: …

Sarhan: ….
Ben: Niye bizimkiler değil efeler biniyor ata?

Bilmiyorum ne olacak. Yalnız bir şeyden eminim, evin salonuna da olsa, otağı kurduracağım kardeşim!Son sözüm budur…

Mehtap Erel15.02.2011 alintidir.

Thursday, October 28, 2010

Bize dair hikayeler...

Bir haftasonu Bursa'dan Bolu'ya yola cikilir. Maksat yakin bir aile dostunun dugunu...

Arabanin icinde anne, baba, kucuk kardes, birde A ve H vardir :) O siralar henuz A ve H nisanlidir, yani anne ve baba daha bir cocuk gibi davranir onlara (yok yahu evlenince de degismedi ki hep cocuguz anasini satim).

Neyse efendim yola ciktiktan yaklasik bir yarim saat sonra yol kenarindaki saticilardan seftali almak icin durulur, hani Bursa seftali memleketi ya maksat gidecegimiz yere taze seftali goturmek. Anneyle baba arabadan inip seftali alirken annenin gozu tezgahtaki armutlara takilir. O anda kafasindan "armut alalim da cocuklar -yani biz oluyoruz bu durumda- yolda yerler" dusuncesi gecer.
Arabanin kapisini acar icerisi cumbus samata oldugu icin bir turlu sesini duyuramaz, arada buldugu firsatta "armut yermisiniz?" diye sorar, bizden de adam gibi bir cevap alamayinca kendi kararini uygulamaya koymak icin saticiya doner. Kafasi karisan anne o saskinlikla saticiya "armut ne kadar?" diye sormayi planlarken "armut yermisin?" deyiverir! Tabi artik saskin olan anne degil saticidir :)) "Efendim abla?" diyen saticiya hic bozuntuya vermeyen anne "armut ne kadar armut" diye sorar ve olayi gecistirir.

Olay sonrasinda kendisini arabanin icine zor atan annenin hikayesini dinleyenler gulmekten katilir, goz yaslarini zor tutar yol boyunca :) Artik ailenin kult cumlesi halini almistir "Armut yermisin?"...

***********************************

Anne, baba ve kucuk kardes A ile H evlendikten sonra onlari ziyarete giderler, Almanyaya... A ailesine sehri gezdirmeye baslar ve sehrin en buyuk kilisesine goturur. Almanyada ana kiliselerin hepsi "dom" olarak isimlendirilmektedir. Velhasil aile "dom" u gorur, gezer. Disari cikinca kilisenin onunde onlarin fotografini cekmek ister A...

A: Soyle gecin ucunuz bir domla fotografinizi cekeyim

Baba anneye doner ve sorar "Neee donla mi fotografimizi cekecekmis!?!"

***********************************

Genelde gec yatmayi seven A yaninda birileri erkenden uyuyunca gicik olmaktadir, mesela H gibi. Yine boyle bir gecede A yaninda hemencik uykuya dalan H ye bakip sinir olur, yalniz kalmamak icin H yi durter;

A: uyudun mu?
H: yok uyumadim daha (nezaketen yoksa bir horultusu eksikti, ruyaya bile baslamisti)
A: uykum kacti benim uyuyamiyorum :(
H: kapa gozunu gelir simdi uykun (cocuklar bile kanmiyor artik bu yalana yahu)
A: masal anlatsana bana (simarikligin bu kadari - yuh bana)

ve bomba masal dizeleri uykusuna geri donmek icin dort goz bakan H'nin agzindan dokulur...

H: Tavsan varmis, ziplamis ziplamis uyumus!
A&H: puhahahahahaha

************************************

Pis bogazi durmayan A gecenin bir yarisi tam yatmak uzereyken H'ye doner ve birseyler yiyelim diye tutturur. Caresiz H sicaktan ve A'dan bayilmak uzere oldugu icin gidip dolaptan dondurma getirir...

Yiyecek birsey (hele hele dondurmaysa bu sey) buldugu icin sevinen A hic sesini cikarmadan dondurmasini yemeye koyulur. Ama yatakta yarim yamalak oturup dondurma yenemeyecegini kisa sure sonra farkeder zira Singapur sicaginda cabucak eriyen dondurma ellerine bulasir, birde yetmezmis gibi tam gogusune damlar - sapiklik yapmayin doverim cok fena, meme degil bahsettigim daha yukarisi, gidigin alti :)))

Elleri zaten vicik vicik olan A'nin kaprisleri burada bitmez;

A: H ellerim cok yapis yapis kalkamam, bu da ustume damladi, napicam :(
H: E ben napayim benimde ellerim yapis yapis!
A: Off ya hareket edemiyorum :(
H: Yalayayim mi? (burada hicbir art niyet yoktur bak yine sapiklik yapan olursa doverim)
A: Olur.

H damlayan dondurmayi yaladiktan sonra;

A: Iyyy bu ne ya yinede yapis yapis oldum tukurukten :(
H: Yuh artik, yalayayim dedim kuru temizleme yapayim demedim ki ben sana!!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails