Showing posts with label Dizi. Show all posts
Showing posts with label Dizi. Show all posts

Friday, October 5, 2012

Dizi dizi diziler

Kimini yazip yayinlamamisim aylar olmus, kimini yazarken yarim birakmisim, kimini de yazayim deyip gecmisim baslamamisim bile...
En son ekranin basina oturup birini daha yazmaya niyet ettim, birde baktim ki eskilerden eksik kalan kalana...
Eh bu sebepten eski-yeni, yarim-butun tum dizileri toparlayayim dedim bu postta :) Sizinde begendikleriniz olursa aradan secer secer izlersiniz artik ;)

Ilk sirayi gectigimiz hafta basi baslayip hizlandirilmis bir sekilde (sanki pesimizden atli kovaliyor) haftasonuna iki sezonunu bitirdigimiz ve bitince de "iyi ama ne izleyecegiz biz simdi yaa" dedirten, ikinci sezonu simdilik bitirmis olsak da hala daha ruyalarimdan ejderhalari atamayisimin tek sebebi olan "Game of Thrones" a veriyorum.


Fantastik filmlere ve dizilere bayilanlar icin birebir. George Martin'in "A Song of Ice and Fire" serisinden duzenlenmis bir dizi ki ben bugune kadar bu seriyi ve hatta bilgisayar oyunlarini nasil gozden kacirmisim ona yaniyorum! Ilk firsatta kitaplar alinip okunacak, zira dizinin cekiminin sonlanmasina daha biraz var gibi :))

Adindan da anlasilacagi uzere dizi "Taht Oyunlari" uzerine. Oncelikle harika bir jenerikle basliyor, her seferinde kocakisisi ve ben ah su maket bizim olsa ne oynardik diye ic gecirdik :))
Yedi farkli kralligi bunyesinde toplayan kralin, ailesinin ve tum kralligin tum entrikalarini, alavere-dalaverelerini, akil almaz planlarini izliyorsunuz. Tabii bol miktarda fantastik detaylarla suslenmis sekilde :) Gerci fantastik detaylar haric bu yazdiklarim bol miktarda gunumuzde de var, asirlar gecse de insanlar degismiyor sanirim...
Kralin cevresindekilerin, basta ailesi olmak uzere, tek derdinin guc oldugunu ve insanlarin bu guce sahip olabilmek adina neler neler yapabilecegine sahit oluyorsunuz izledikce. "Yok artik" diyorsunuz, "yuh yahu bu kadarda olmaz!", "ne tahtmis kardesim millet yapmadigini birakmadi k.cini koymak icin" diyorsunuz :)


Dedigim gibi fantastik oykulere bayilanlar icin bulunmaz bir nimet bence, ve kesinlikle cok kaliteli bir yapim! Tum cekimler acik alanda ve gercek mevsimlerde cekiliyormus, zaten onun icin her sezon anca 10 bolum cekiyorlar. Ve birinci bolumden baslayarak insan soluksuz izliyor, hele hele her bolumun bitisi insani soka sokuyor. En beklemediginiz anda en beklemediginiz sey oluyor, kesin olur gozuyle baktiklariniz bir anda yerle bir oluyor falan... Suprizlerle dolu bir dizi yani :)

Tek dezavantaji var diyebilirim o da bol miktarda kan ve cinsellik icermesi. Bana sorarsaniz pek de abartilacak detaylar degildi ama birkac kez yemek yerken denk geldik istahim kapandi diyebilirim :) Ancak yine de hikaye oylesine harika ki bir sure sonra hicbiri goze gorunmuyor, sadece biraz SIKIN disinizi o sahnelerde derim ;)
Sonuc olarak kacirmayin diyorum! 
2. sezon bitti, 3. sezon Nisan 2013'de imis :( Bekliyoruz bizde simdi haci bekler gibi :D

Pek oyle film veya dizi incelemesi yapan/yapabilen bir insan degilim, hem cok fazla detay vermekten de hoslanmiyorum olurda ufacik birsey kaciririm agzimdan izleme keyfi kacar diye :) Onun icin eger dizi hakkinda detayli bir inceleme okumak isterseniz buyrun burada. Ama ben yine de diziyi izlemeden incelemeleri okumayin dizinin suprizi kacar derim ;)



******


Ikinci siraya herkesin agzindan dusmedigi icin nasil birseymis bu diye merak ettigim ve yine gectigimiz hafta can SIKINTISI ve bosluktan goz attigim "Once Upon a Time" i aliyorum. 
Tabii siralama dediysem yeni-eski sirasi bu, basari siralamasi degil yani :))


Bu dizi tek kelimeyle beni hayal kirikligina ugratti!

Belki Game of Thrones gibi bir efsanenin ardindan izledigim icin, belki de cogu yerde fazlaca abartilarak anlatildigi icin bilemiyorum. 

Dizide cocuklugumuzun peri masali kahramanlari gunumuz dunyasina geliyorlar. Kotu kalpli kralicenin dunyayi kastederek "mutlu sonlarin olmadigi cok kotu bir yere gidiyoruz, hayal edemeyeceginiz kadar kotu" deyisi bu dizideki en buyuk favorim sanirim :) Dogru soze ne denir!

Ilk basta hikaye ve karakterler ilginc gelse de bir sure sonra hikaye bogmaya ve ilerlememeye basliyor ne yazik ki :( Birde degisik olsun diye ugrasirken masallari sacma sapan sekillere sokmuslar, katletmisler yahu! Pamuk prensesi iyi ve guzel yapmaya calisirken biraz fazla ezik ve saf yapmislar mesela. Yakisikli prensinde ondan kalir yani yok boyle sumsuk prensmi olur. Sanirim benim en cok gozume giren (kotuleri pek sevmedigim halde) "Rumplestiltskin" oldu, ama onun da hangi masal kahramani oldugunu pek anlayamadim o ayri :)



Fikir guzel, karakterler guzel ama olmamis! 
Izlenmeyecek gibi bir dizi mi? degil ama ancak bosa harcayacak bol vaktiniz varsa...



*****


Ve ucuncu sirada Avram Usta'nin tavsiyesi ile bir goz atalim bakalim nasil birseymis diye basladigimiz ve bir iki aya 4 sezonu birden bitirdigimiz Castle var. Halbuki bep polisiyeleri, cinayetleri falan sevmem :)



Iyi ki de goz atmisiz, uzun zamandir zevkle izledigimiz dizilerden biri oldu. Dedim ya 4 koca sezonu bir cirpida bitirdik simdi 5.sezonu bekliyoruz :)

Unlu roman yazari Rick Castle ile cinayet masasi dedektifi Kate Beckett'in bir araya gelmesini ve farkli cinayet davalarini cozmeye calismalarini izliyoruz. Her bolumde farkli farkli bir cinayet davasinin cozumleniyor olmasi dizinin SIKICI olmasini engelliyor. Ayrica derinden derinden Kate'in hayati ile ilgili cok daha baska bir hikaye daha anlatiliyor dizide. Birbirlerine duyduklari ilgi ve Kate'in olmasi gerekenden cok daha fazla temkinli halleri yuzunden ikilinin bir turlu birlikte olamayislari da cabasi :) Yani isler gittikce ilginclesiyor...

Ilk sezondan itibaren cirkin ordek yavrusu Kate'in guzellesmesini izliyoruz bir yandan da :) Ayrica cok yakisikli cok yakisikli deyip durduklari Castle'in bariz belli olan gobegi ve inanilmaz zevksiz kiyafet secimleri cildirtip "neresi yakisikli bu adamin yahu" diye sorgulamaniza sebep oluyor :)

Sonuc olarak kesinlikle tavsiye ederim listemize Castle da giriyor. Izleyin pisman olmazsiniz ;)

*****


Son olarak da bir Kore dizisi ekliyorum, dizi kosesi olur benim blogumda da Kore dizisi olmazmi. Aslinda bu diziyi izleyeli neredeyse bir yil oluyor, yayinlanmamis bekliyordu, bahaneyle onu da ekledim listeye :)

"Secret Garden" yani Gizli Bahce Kore dizisi sevenlerin kesinlikle kacirmamasi gereken bas yapitlardan biri. Bir tesaduf sonucu birdenbire kendilerini birbirlerinin bedeninde bulan bir ciftin hikayesini anlatiyor. Bir yandan oldukca komik ve ilgincti, bir diger yandan da son zamanlarda en cok agladigim dizi bu oldu herhalde. Her seferinde aglamayacagim su Kore dizilerine diyorum yine aglamaktan yamuluyorum, eh ne yapalim adi ustunde drama!



Oyuncularin hepsi birbirinden yetenekli ve sevimli. Basroldeki dublor kiz "Gil Ra-Im" biz ona hep Ibrahim dedik tabii :)) inanilmaz basariliydi. Kim Joo Won rolundeki Hyun Bin'i ise ilk kez seyrettik ama bayildik, hemde pullu esofmanina ragmen :)) Ama sanirim benim favorim Oska oldu, onun o cocuksu hareketleri, safligi falan bitirdi bizi. Hatta hala daha arada aklimiza Oska'nin yaptiklari gelip kocakisisi ile guluyoruz :)) Gil Ra-Im'in karizmatik gorunmeye calisan ama sasi gozlu hocasi Im Jong Soo ise beni bitirdi yahu! Adam uzaktan pek bir "cool" gorunuyor ama yakindan sasi resmen, hep profilden ceksinler onu, ben baktikca gulmekten kendimi alamadim :)) Ama Ingilizceyi aksansiz konusmasiyla gonlumuzu fethetti o ayri ;)
Tabii birde Gil Ra-Im in Oska coraplari var ki olmazsa olmazlardanmis, Kore de ilk is onlardan aldim :) 



Dizinin tum oyuncularda oldukca iyiydi, bir an kahkahalarla gulerken diger dakika bir bakiyorsunuz bogaziniz dugumlenmis agladi aglayacaksiniz...
Her Kore dizisinde oldugu gibi dizinin sonunu yine becerememisler. Bu Koreliler super dizi yapiyorlar ama sonunu hep berbat ediyorlar, neden pek anlayamadim. Ama yine de bu izledigim en iyi sonlardan biriydi :)

Sonuc olarak izlenir mi? Izlenir tabii ki! Hele hele Kore dizisi duskunuyseniz sakin kacirmayin, ilk siralarda izlenmesi gerekenlerden biri derim ;)

Simdilik diziler bu kadar, umarim hosunuza giden olmustur, izlerseniz dusuncelerinizi paylasin merak ediyorum baskalari neler dusunuyor diye :)
Simdi gidip bir miktar daha izleyip biriktireyim sonra yine yazarim :)) 

Tuesday, June 12, 2012

Super bir dizi

Yok bu sefer bir Kore dizisi degil bahsettigim :)

Heroes, Lost, Prison Break ve House MD ile baslayan Amerikan dizisi izleme aliskanligimizdan vazgeceli cok olmustu halbuki. Heroes baymis, Lost SIKMIS, Prison Break'den bir kendini bilmez yuzunden tiksinmis, House MD'nin de yeni sezonlarini bekleyecek sabri kendimizde bulamamistik :)
Ustune ustluk henuz lacka olmamisken izledigimiz bu diziler, memleketimin yerli dizi bagimliligina birde yabanci dizi firtinasi olarak eklenince daha da bir sogumustuk. Insan her gun memleket gazetelerinde bu dizilerle ilgili sacma sapan haberleri gorunce dizilerden de, oyunculardan da tiksiniyor yahu :))

Uzun lafin kisasi eli etegi cekmistik Amerikan dizilerinden bu sebeplerden dolayi. Uzun zamandir ilk kez bizi bu kadar heyecanlandiran ve keyifle "bir bolum daha atalim mi? dur obur bolumun de basina bir bakalim oyle yatariz..." seklinde uykusuz ve gozumuzu kirpmadan izledigimiz bir dizi daha bulduk :)

Alcatraz...
 

Alcatraz dunyanin en meshur hapishanelerinden biri. Dizi de bu hikaye uzerinden ilerliyor.
60'li yillarda hapishanedeki 300 kusur mahkum ve diger hapishane personelinin bilinmeyen bir sebeple ortadan kaybolmasini, ve 2012 yilinda hepsinin tek tek birden bire ortaya cikmasini anlatiyor. 
Isin ilginc yani aradaki 50 kusur yillik farka ragmen hicbirinin fiziksel olarak degismemis olmasi...

 

Basrollerde Lost'dan hatirladigimiz "Hurley" nin olusu ve bilinmez olaylar orgusu oldukca "Lost" vari olsa da ilginc olaylar ve hikaye kendisini izlettiriyor simdilik. Diger basrol oyuncusu Sarah Jones'un daha once pek fazla bir yerlerde gorulmemis olmasi ise bir arti bence. En azindan baska bir karakterle ozdeslesmemis bir yuz benim icin :)





Sonuc olarak izleyin pisman olmazsiniz diyecegim bir dizi ;)
Polisiye, kacmali-kovalamali film ve dizileri sevmeyen ben bile bayilarak izlemekteyim...

Friday, May 4, 2012

Bir anime bir dizi

Hani eskiden bir yarisma vardi ya “bir kelime bir islem” diye, iste onun gibi oldu yahu bu baslik :) Ne gicik olurdum o yarismaya kendimi aptal gibi hissettirirdi ne kelimeleri dogrultabilirdim ne islemleri. Ben 2 kere 2 nin hesabini zar zor yaparken adamlar 10 tane alakasiz sayiyi birbiriyle toplar, cikarir, carpar ortaligi toz duman ederlerdi! Zannedersin ki herkes birer deha, birtek sen hatali gelmissin su dunyaya. Gelde kendini aptal hissetme, cocukluk yillarima vurulmus en buyuk darbe, bilincaltima kazinmis en yetersizlik dolu anlardan biridir! Ama isin asli oyle degilmis, buyuyunce sevindim tabii aptal olmadigim icin ve ekrandakilerin herbirinin birer deha olmadiklari gercegini de anladigim icin :) 

Gel gor ki cocuklugumdan beri degismeyen tek sey var su koca cenem! Ne anlaticaktim bak yine neler neler yazdim hala daha esas konuya gelemedim. Kucukken kuzenim hic susmadigim anlardan birinde “sen nefessiz konusmaya devam et ben senin yerine de nefes alirim arada” demisti, hic gitmez aklimdan :)))

Tamam tamam donuyorum esas konuya :) Burdan itibaren okuyacaklariniz aslinda 2011’in son aylarinda yazilmis ama bir turlu yayinlanamamis olan bir yazinin son rutuslari yapildiktan sonra daha okunur hale gelmisi…

*********

Anime seviyoruz ve hatta bayiliyoruz diyorum ama bir baksan blogumda anime ustune bir tek yazi yazmamisim!
Sebep?
Hic bilmiyorum :) 
Yok yok biliyorum aslinda, sanirim anime izlemeye kendimi kaptirinca onu bolup yazamiyorum, bitince de bitiyor iste. Birde anime dunyasina girmek, izlemek ayri sey, yazmak ayri sey! Sanki yazdigim zaman o keyfi ve animenin guzellgini anlatamayip haksizlik edecekmisim gibi hissediyorum.
Biliyorum acayibim :)



Seytanin bacagini kirmaya ve daha yeni bitirdigimiz animeyi yazmaya karar verdim. Yaz tatilinde kucuk kardes buradayken denk geldik bu animeye, gun asiri “hadi anime izleyelim ben sizinle hic anime izlemedim” diye aglasinca hadi dedik izleyelim. Ismi “Elfen Lied”, Turkcesini ne siz sorun ne ben soyleyeyim, simdi Turkcelestirmeye calisip katletmeyelim adi ustunde “anime” bu, her yani Japon adi niye Turkce olsun :)))  
Dedigim gibi kucuk kardes tutturunca oturduk izlemeye, hatta animeyi de kendisine sectirdik ama biz nerden bilelim bol miktarda sansur unsuru icerdigini. Japonlarin sansurluk animelere ve cizimlere duskunlugu bilmedigimz birsey degil aslinda ama daha once izledigimiz hicbir animede bu kadar asikar olanina denk gelmemistik, anime degil p.rno mubarek :))) (bende RTUK gibi sansurlu yaziyorum ki bir dolu sapik tek sozcuk sonucu solugu blogumda almasin)
Oturduk izlemeye derken, basbayagi ailecek! oturduk. Haydi bizim icin sorun yok da omrunde anime gormemis anne ile baba ile boyle seyler izlenirmi. Sor onlara cizgi film izledik derler :)) Hele hele g.tu basi acik karakterleri gorunce gozleri yuvalarindan oynadi :D Cizgi film dedigin cocuklar icindir, onda da kuslar bocukler olur! degilmi :)))) Daha ilk sahneler ciplak bir ablayla baslayinca ve babam “ana o ne oyle, noluyor orda” seklinde replikler sarfetmeye baslayinca ailece anime izleme fikrinin ne kadar yanlis bir karar oldugunu gorduk :D Baktik bu is boyle olmayacak, bu anime bizimkileri asacak biraktik ilk bolumden sonra.

Yaz telasesi, bizimkilerin gidis gelisleri falan derken unuttuk tabii. Sonraki aylarda kocakisisi ile ne izlesek, onu mu izlesek, bunu mu izlesek derken aklimiza geldi bu anime ve yeniden izlemeye aldik. Geleneksel olarak bir bolum bir bolum daha, ay gec oldu ama hadi bir bolum daha atalim seklinde kisa surede bitirdik zaten koskoca animeyi :) Koskoca derken yuzlerce bolum degil tabii digerleri gibi (Bkz:Bleach)
Bunca konustum bir turlu icerigi hakkinda bilgi vermedim degil mi ;) Bir cesit virus ile dunyaya gelen ve insan gibi gorunup aslinda insanlardan farkli ozellikleri olan cocuklarin hikayesini anlatiyor bu anime. Off dedim ama ben basta anlatamiyorum diye :D Bu ne bicim cumle, bu nasil bir aciklama, ben okusam hayatta izlemem su animeyi :)) Bak ziyan ettim resmen tek seferde :))

Ana karakter Lucy daha baslangicta endamini gosteren ciplak karakter :) Ancak oyle ciplaklik falan goze batmiyor hic, aksine hikaye orgusunu anlamaya odaklaniyorsunuz izlerken.

Lucy ile Nyuu arasinda gidip geldikce acaba hafizasini mi kaybetti yoksa numara mi yapiyor diye dusunuyorsunuz birkac bolum surekli.
Iki karakter arasindaki gecis ve hikayenin orgusu oldukca surukleyici dedigim gibi.
Birde Lucy'nin karanlik ve tekin olmayan halleri pek bir "cool" gorundu bana :)) Sirf goz sekillerinin farkli cizilmesi ile bile nasil bir anda birkac yas birden buyuyor bu karakterler inanilmaz :) Sanirim anime izlerken ergenlik yillarima donuyorum :))


Dedigim gibi Lucy ile Nyuu arasindaki gecisler etkileyici. Bir yandan Lucy'nin icinden cikan seyi cozmeye calisirken oteki yandan kucuk kedi yavrusu gibi Nyuu ya inanilmaz bir sempati besliyor insan izlerken :)










Her ne kadar icerikle ilgili bilgi verme konusunda pek basarili olamasam da eger bir anime severseniz mutlaka izleyin derim, sakin kacirmayin. Valla izleyin bak ya cok guzel ;)

Gelelim dizi kismina, soz bunu adam gibi anlaticam batirmayacagim :))) Bol miktarda Kore dizisi izleyip birde surekli olarak onlari aman soyle guzel aman boyle guzel diye anlattigim icin ilk etapta bunu da Kore dizisi sanabilirsiniz, ama degil! Kore dizilerinden yorgun dustugumuz bir anda (bir tanesi bizi cok feci yordu, bak hala daha yazmadim onu) arkadaslardan birinin bahsettigi bu Japon dizisini gordum surekli dizi izledigimiz sitede. Her ne kadar ismi “Liar Game” olsa da super bir Japon dizisiydi :) 


Liar Game adindan da anlasilacagi gibi bir yalan oyunu. Dizi ilk basladiginda karakterler, cekimler, kiyafetler falan oldukca sacma ve anlamsiz gelse de biraz dayanin derim. Ilk dakikalarda ana karakterlerden biri olan kiz (Nao-chan) aptallik otesi safligiyla insani cildirtsa, sac bas yoldursa da acaba sonra ne olacak diye dusunmekten kendinizi alamiyorsunuz izlerken. Dizi genel olarak "Yalan Oyunu" na dahil olan insanlari ve bir digerinin elindeki parayi alabilmek icin insanlarin neler yapabilecegini gozler onune seriyor. Bazi bolumlerde agzinizdan dokulen hayret nidalarini tutamiyorsunuz. Bazi bolumlerde ise olanlara sinirden oldugunuz yerde tepiniyorsunuz :)) 
Hesap kitaplar, entrikalar, insanlarin para icin yapmayacagi sey yok duygusu sarip goturuyor. Diziyi izlerken bir yandan da yazarin (ki bildigim kadariyla bu dizi manga imis daha once) dehasina hayran kaliyorsunuz. Liar Game'in birinci bolumu yetmiyor ikinci bolumu de bir cirpida bitiriyor insan. Finale geldiginde film ile karsi karsiya kaliyor. Guzel bir final filmi ile noktalamislar.




Uzak dogu dizilerine, filmlerine duskunseniz sakin kacirmayin derim. Pisman olmazsiniz ;)

Friday, March 2, 2012

Uykusuz her gece...

Bir dizi izledim felegim sasti...
Hersey kocakisisinin beni yaban ellerde birakip memlekete gidisi ile basladi! (Burada caktirmadan adama yukleniyoruz ki sonradan soyleyecegimiz seylerden sorumlu tutulmayalim :D)

Aradaki dipnot: Bu arada kocakisisine de kocaman bir alkis lutfen kendisi dayi olmus bulunmakta ;)

Kocakisisinin memleket yollarina dusmesi ile bende bir zombi hali basladi sorma gitsin! Normalde yatagi gorunce uyuklamaya baslayan ben, yastiga basim degmeden uyuyan ben sabahlara dek ayaktayim ne uyku ne bisey. Uykusuzluk ve can SIKINTISINDAN ne yapacagim diye dusunurken kendimi K-drama (kore dizisi) izlerken buldum, ne tesaduf!

Su hayatta hicbirseyi yok ben yapmam diye buyuk konusup atip tutmayacaksin, eninde sonunda basina geliyor iste. Sen git dizi izleyenlere bir araba laf soyle sonra da kalk kore dizisi manyagi ol cik! olacak ismi bu!! Lakin dizi aramalarim sirasinda forumlarda ve internet sitelerinde dolanirken farkettim ki yalniz degilim. Yok yok 15+ yas grubundan ve gordugu her parlak cocuga asik olan genc kizlardan bahsetmiyorum :))))

Bu diziler hakikaten bagimlilik yapiyor insanda. Neden diye dusunurken farkettim ki (ic ses: uydurma forumlardan birinde biri yazmisti sende aa hakikaten oyle dedin sadece) kore dizilerinin kadinlara bu kadar hitap etmesinin tek sebebi saf aski anlatiyor olmasi! Evet kesinlikle katiliyorum bu fikre, kore dizilerinin en onemli noktalarindan biri askin elle tutulur gozle gorulur bicimde anlatilmasi ;) Eh genellikle hormonlarimizla degil duygularimizla yonetilen biz kadinlar icin bulunmaz nimet bu tabii. Izleyip izleyip asik oluyoruz, dizi boyunca agliyoruz guluyoruz, daha ne isteyelim ki :) Birde senaristlerin hakkini yememek lazim tabii oyle ilgi cekici senaryolar yaziyorlar ki ilk bolumden itibaren "amanin sonraki bolumde ne olacak, dur sonraki bolumun de basina bir bakayim" duygusu hic yakasini birakmiyor insanin :))) Tabii hakikaten iyi kore dizilerinden bahsediyorum, bazilari pek izlenecek gibi degil bir iki bolum sonra birakiyor insan. Bu dizileri sevmemin bir diger sebeplerinden biri de dizinin kisa tutulmasi, cogu kore dizisi 15 ila 25 bolum arasinda bitiyor. Yani bizdeki gibi yillar gectikce ebeveynlerin saclarinin beyazlamasina, oglan cocuklarinin sakalinin ciktigina sahit olmuyorsunuz :) Fazla uzatmiyor tadinda birakiyorlar.


Uzatmiyorlar derken ben uzattim yine :D Dizi anlatayim dedim yine bi cuval laf ettim :))
Gelelim dizi hakkinda konusmaya... dizinin adi "You're Beautiful" Turkce'ye nasil cevirdiler bilmiyorum.



Daha ilk bolumden saran, sonraki bolumleri izlemeyi iple cektigim dizilerden biri oldu bu dizi. Hatta bitince bosluga dustum. Zaten yayinlandigi yil cok buyuk sukse yapmis, 2009 dizisi ama hala buyuk ilgi goruyor.
Konusuna gelince... ikiz erkek kardesinin kiligina girerek bir muzik grubuna katilan Go Mi Nam adli kizin hikayesini anlatiyor. Muzik grubu yukarida gordugunuz elemanlardan olusuyor, en soldaki ufaklik ise dizimizin bas kahramani olan kiz.

Dedigim gibi su dunya da olmaz diye birsey yok, eskiden olsa "ay bunlar ne bicim tip, nasil sac boyle, erkek mi kizmi belli degiller" falan diyen ben simdi hic yadirgamiyorum hatta begeniyorum bile :) Insanoglu hakikaten ilginc!

Dizi veya grubun uyeleri hakkinda cok detayli bilgi vermeyip ozet gececegim. Dedigim gibi Go Mi Nam erkek kardesinin kiligina girip gruba katilan kizimiz. Grubun diger uyeleri Hwang Tae Kyung (Jang Keun Suk), Kang Shin Woo ve Jeremy hepsi nev-i sahsina munasir kisilikler :) Tabii bu isimleri boyle yazdigima bakmayin hepsini internetten kopyaladim, yoksa bu isimleri hatirlamak kim ben kim! Bu dizilerdeki en buyuk sorunum bu, ancak dizinin ortasinda isimlere alisiyorum kim kimmis diye :D

Hwang Tae Kyung (JKS) ile ilgili ekstradan birkac cumle yazmadan gecemeyecegim :)) Dizi bittikten sonra ogrendigime gore kendileri oldukca meshur bir sarkiciymis, hatta sadece Kore'de degil tum asya ulkelerinde yer yerinden oynuyormus! Her ne kadar dizinin basindan itibaren en sevimsiz ve nemrut karakter o olsa da dizinin ortalarina dogru su yanda gordugunuz gulumsemesi ile hakkinda dusundugum herseyi degistiriyor!
Tum insanlar boyle guzel gulse dunya cok daha baska bir yer olurdu! ben diyeyim :)) Daha da fazla konusmadan konuyu burada kapiyor ve susuyorum, daha da birsey demeyeyim zaten!



Dizinin en onemli artilarindan biri de muzikleri. Izledigimiz Kore dizilerinin muziklerine bayilan biz sanirim bu dizinin de muziklerini otomatik olarak dinleme listemize aldik bile :)) Bizdeki dizilerdeki gibi oyuncunun kafasi ayri, govdesi ayri, elleri ayri (bkz:Behlul) degil piyano veya gitar calarken! Oyuncularin hepsi, kizda dahil oldukca iyi sarkicilar, eh sonuc olarak da sadece gozumuzun degil kulaklarimizin da pasi siliniyor dizi esnasinda :)

Eh muzikleri bu kadar ovup sonrasinda parca eklememek olmaz ;)



Bir de vimeo versiyonunu ekleyeyim youtube calismayanlar icin :)

Without Words Ost.You're Beautiful-Jang Geun Suk from tippy on Vimeo.

Benim gibi K-drama'ya kafayi takmis olanlar mutlaka izleyin pisman olmazsiniz diyorum. Takmamis olanlar icinde iste firsat, bununla baslayin pisman olmazsiniz :)))

Friday, October 14, 2011

Ah bu Kore dizileri!!

Kore dizileri yuzunden depresyona girmem yakindir :) Ben ki aman insanlar su dizilerden ne anliyor, hic mi adam gibi birsey bulamiyorlar izleyecek diyen insan (millete b.k atar burun kivirirmisin al sana boyle ceza). Elinde cekirdek canagi ile dizi bekleyen yasli teyzelerden beter olduk yahu :) Eski yesilcam filmleri tadinda Kore dramalari ve asklariyla kavruluyoruz.

Onceden de bahsetmistim, Kore dizilerine girisimizi 49 Gun ile yaptik, ama ne giris!! Bir girdik pir girdik cikamiyoruz :) 49 gun’un son birkac bolumu ile hurdaya ciktim zaten aglamaktan, goz pinarlarim sisti icim kurudu vallahi :D Eger sizde benim gibi kendine eziyet etmekten zevk duyan bir manyaksaniz izleyin aman kacirmayin derim :))) Saka bir yana izleyin yahu, kacirilmaz boyle bagimlilik yapan bir dizi :)

Eh dolayisi ile 49 gun bitince boslukta kaldik kocakisisi ile. Yeni arayislara girdik ama oyle dizinin yerini dolduracak birsey bulmak zor tabii! Once bir iki tanesine baktik pek sarmadi, derken “Full House” a denk geldik aman sabahlar olmasin :) Gunlerdir yine isten gelip deliler gibi dizi izlemekteyiz, neyse dun gece bitirdik te rahatladik yoksa gunde 3-4 bolum izlemekten iyice zombie modunda geziyoruz ortalikta :))) Butun gun iste deli gibi calistigimiz yetmezmis gibi aksamda eve gidince gece yarisina kadar dizi izliyoruz, hadi bir bolum daha, aman sununda basina biraz bakalim diye diye…


Full House 49 gun kadar harika olmasa onun yerini tutmasa da bagladi bizi kendine. Ilk bolumde "aman bunlar ne bicim tip!", "ay cocuk ne sevimsiz ve sorunlu" falan demis olsak da, ikinci bolum itibariyle "heycanliymis be, yazik cocuga", "eyvahh ne olacak simdi bu yapilirmi bu kiza" falan demeye basladik :)) Klasik ask hikayesi ama bu Koreliler oyle bir yaziyorlar ki senaryolari ister istemez takilip kaliyorsunuz :)

Bu arada farkettigimiz birsey var ki Koreli yonetmenler ve yazarlar dizilerin sonunu hic baglayamiyorlar! Ozellikle 49 gun’u izlerken en son bolumde yok artik bu kadar da abartmasalarmis keske demistik. Ayni sonucsuz durumu Full House da da hissettik, sonu olmamis i-ih! Ama yine de izlerken eglendik hakkini yemeyelim adamlarin.

Full House da bitti rahatladik :D Lakin birkac gune boslukta hissederiz kendimizi ve yuksek dozda Kore dizisine ihtiyac duyabiliriz heran :D Iste o yuzden ben simdiden arastirmalara baslayayim :)))

Yani siz siz olun bu dizilere hic bulasmayin ;) Ya da bulasin yahu zirva seyler izleyin eglenin biraz, kaptirin kendinizi, sulugoz olun benim gibi bol bol aglayin rahatlayin ;)

Herkese guzel bir haftasonu dilerim...

Friday, September 23, 2011

49 Gun

Isiniz basinizdan mi askin?
Kafanizi kasiyacak vakit mi bulamiyorsunuz?
Yapilacak binlerce sey var diye listeler yapip yetistiremiyor musunuz?

O zaman benim gibi yapin!
Tum bunlar yetmezmis gibi gece gunduz "49 Days" izleyin :)


Burada zaten bol miktarda olan K-Drama yani korean drama cilginligina pek aldirmamistim acikcasi ilk geldigim ve gordugumde. Son zamanlarda bizim ulkemizde de artmasiyla bircok blogda karsima cikar oldu Kore dizileri. Gecen haftasonu kocakisisine demis bulundum "herkes su Kore dizilerine kafayi takmis durumda, bizde bir bakalim neymis" diye, demez olaydim...

Birde gidip uzerine bu diziyi buldum yetmezmis gibi!! Bir haftadir onca is guc yogunluk ve yorgunluk uzerine, isten gelip deliler gibi izliyoruz bu diziyi, ama ne izlemek! Gecede iki uc bolum izlemeden ayrilamiyoruz basindan. Birbirimizi zor kaziyoruz ekranin basindan yarin is var diye :))

Yani basimiza is actik ama ne is. Bunca yildir ivir kivir dizilere burun kiviran ben Lost izler gibi izliyorum bu diziyi. Acaba bir deli ben miyim diye dusunurken birde baktim ki kocakisisi de "hadi hadi bir parca daha izliyelim" der oldu. Bilmiyorum butun Kore dizileri boylemi ama ben gidip en can alici olani ile baslamisim her zamanki gibi :)

Ilk basta ay bu ne, klasik hikaye simarik zengin aile kizi falan derken birde baktim ki hikaye sarmaya basladi. Hikaye oldukca ilginc, oyuncular da oyle! Sirf olum melegi ve Han Kang icin seyredilir zaten benden soylemesi :)))
Bu yasta bana bile boyle liseli kizlar gibi post yazdirdi ya bu dizi, varin siz dusunun etkilerini :))))))))

Kac gundur evde "Otuke, otuke" diyerekten geziyorum o da ayri :D
Ha bu arada ister istemez hesaplar yapmaya basliyorsunuz siz olsaniz ardinizdan kim aglar diye ve hayatta ne kadar yalniz oldugunuzun farkina variyorsunuz :( Kusura bakmayin bu kisim biraz tanitim iceriyor :)

Birde gitmeden dizinin tanitim fragmanini koyayim tam olsun :))



Thursday, January 13, 2011

Kara yazı yazıldı sanma insanın da kaderi böyle

Ben her persembe sabahi kermite benzer gozlerle ise gelmek zorundamiyim? degilim ama oyle geliyorum.
Sebep ne cunku her carsamba aksami aglamaktan gozlerim sisiyor… sebep ne cunku her carsamba aksami “Öyle Bir Geçer Zaman ki” izliyorum…

Yerli dizi izlemeyi cok fazla sevmiyorum oyle, cogu dizinin koyun olan halkimizi daha da koyunlastirmak maksadiyla yapildigi fikrindeyim (lutfen kimse ustune alinmasin zira lafim genel), onun icin de vaktimi boyle bos seylerle oldurmek yerine baska seylere yoneliyorum, ancak birkac dizi var oylesine agiz tadiyla izledigim.

Belki eski kafali diyeceksiniz ama birkac yil oncesine kadar “Super Baba” dizisinin ustune dizi gelmedi diye dusunuyordum, nasil sicacik nasil icten bir diziydi o oyle… Ustune “Canim Ailem” gibi harika bir yapim geldi. Bizden icimizden birseyler vardi hep o dizide. Oyle omrumuz boyunca gormedigimiz ve goremeyecegimiz yalilar, hicbir zaman giyemiyecegimiz kiyafetler degil, kenar mahallelerde yasanan gercek hayatlar vardi. Sadece o gun karinlari doydugu icin sukreden ve mutlulugu sadece birbirlerinde bulabilen insanlar. Hayatin gercekleri vardi yani, onun icin sevdik biz o diziyi kocakisisiyle, hemde cok sevdik…
Ve iste onun icin anlam veremedik hicbir zaman, yer gok “Aşk-ı Memnu” diye inlerken nasil oluyordu da bu harika dizi bittigi icin uzulunmuyordu? Dedim ya eski kafaliyim sanirim ben, yasamak icin bir 50-60 yil gec kalmisim.

Cogu diziye baktim ucundan kiyisindan, hatta Aşk-ı Memnu’ya bile, ama sarmadi iste hicbiri, daha izlemeyi bitirdigim an bir sonraki hafta nasil gelir diye dusundurmedi cogu.

Tam biz uzuntulere gark olmusken Canim Ailem bitti diye, tam biz durup durup evde muzigini acip nostalji yaparken ve dusunurken nasil biter, biz ne izleyecegiz simdi diye…
Öyle Bir Geçer Zaman ki geldi.


Iste o gun bugundur bagimlisi olduk bu dizinin. Yine ayni Canim Ailem’de oldugu gibi, hic ses soluk yok insanlardan bu dizi hakkinda. Oysa ne cok ovguyu hakediyor benim gozumde. Bakiyorumda varsa yoksa Sulumanin bulugunun pesinde millet son gunlerde, yok padisah sevismezmis yok bilmemneymis…

Sadede geleyim, cok sevdik biz bu diziyi. Gerek muzikleri, gerek senaryoru, gerekse onca sacmalik icerisinde (diger dizilerden bahsediyorum burada) tek solcu egilim gordugumuz yapim olmasi sebebiyle – seviyorum gozunu budaktan sakinmayan insanlari napim – keyifle izliyoruz. Hele oyuncular ve oyunculuklari inanilmaz etkiliyor bizi, ozellikle “Mete” rolunu oynayan Aras Bulut İynemli inanilmaz basarili, kesinlikle benim favorim. Bu oyunculuk cizgisini bozmazsa cok guzel seyler izleyecegiz ilerleyen yillarda gibi geliyor bana. Sadece o degil ki; kucuk kedi yavrusu tadindaki Osman, sonra Ali Kaptan, Cemile….

Bence ekibin cogunlugu harika bir is cikariyor. Ve bize de her hafta gozyasimizi silmek dusuyor. Saka degil tutamiyorum kendimi, cocuklar gibi ziril ziril agliyorum her seferinde. Dun gece yine agla agla icim sisti, hele enson o annesiyle babasinin fotografi esliginde "Resimdeki Gozyaslari" ni girmemislermi... Bana aglama diyen kocakisisi bile kenardan kenardan silmeye basladi gozlerini...

Sonuc olarak da her persembe ise Kermit gozleriyle geliyorum :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails