Thursday, May 6, 2010

Ask bu kadar guzel mi anlatilir :) Benimde olsun...

Dunku sacma sapan sevimsiz havam dagildi gitti cok sukur. Oluyor arada bas agrisindan ne dedigimi bilmiyorum :) Bugune iyi ve guzel bir modla basladim, gerci yine uykusuz bir gece gecirdik ama bu seferki farkli. Uykusuz gecenin sebebi sevgili ekmek makinamizdi :) Ilk ekmek denememizi yaptik ve ekmegin olmasini beklerken saat yine gece yarisini gecti. zaten ben ne zaman bu gece erken yatayim desem mutlaka bisey cikiyor. Tam uykuya dalmisken makinanin "bip" lemesiyle ayaga firladik tabii ki. Ay ama o kadar eglenceli ki anlatamam :) Tabii ki ilk sefer oldugu icin heyecanla ve hevesle tunedik tepesine zavalli aletin. Hele evimizin erkegi gorulmeye degerdi kucuk cocuk gibi :) butun gece ekmek makinasina yapisti neredeyse, hic gozunu ayirmadi... "Aaa karistiriyor" "Aaa hamur sismeye basladi" "Aaa nasil tombul oldu" "Bak kenara yapisti orda kaldi" "Ay cok guzel kokuyor, mis gibi ekmek olacak"... gibisinden bin turlu replik. Aslinda ben en cok onun o cocuk gibi davranislariyla eglendim, gozunu kirpmadan saniye saniye izledi herseyi deli insanim benim :) Ne yazikki fotograflarini cekemedik ilk ekmegimizin, ama sabah ilk is kahvaltida tadina baktik, inanilmaz guzel olmus bundan sonra disarida ne oldugu belirsiz ekmekleri almaya kesinlikle son. Yaklasik 3 saate tertemiz, saglikli, mis gibi ekmeginiz hazir. Bir sonraki sefere misir ekmegi deneyecegiz bakalim, olmazsa onun resimlerini cekerim.

Bu arada ekmek muhabbetine daldim konudan tamamen sastim... herzamanki gibi, halbuki ben ne anlaticaktim. Ask demistim degil mi... Porland inanilmaz cici bir kahvaltilik kolleksiyon hazirlamis, gorunce vuruldum, benimde olmali...
Kolleksiyonun ismini de "Kaya&Maya Aski" koymuslar, ne cici degil mi? Turkiyeye ilk ziyaretimde alip koymayi planliyorum bir koseye. Gerci herseyi alip kenara koyuyorum hani bir gun Turkiyeye donecegiz ya, hani birgun kendi evimiz olacak ya, hani hani hani.... Neyse umutsuz olmamak lazim, bugun iyi modundasin unuttunmu!


Ve iste o guzelliklerden en cok begendigim parcalari ekliyorum... resimleri porlandin sayfasindan indirdim, daha fazlasini gormek isterseniz burada.
A.



















































Wednesday, May 5, 2010

Sacma sapan bisey


Basim catlayacak gibi agriyor... Bin tane yapmam gereken is var surekli erteleyip duruyorum. gunlerdir birsey yapmiyorum, basbayagi bildigin bisey yapmiyorum. Ise gelip, oturup, eve gidiyorum oylesine. Ya depresyondayim yada menapozda - erken degilmi ama ya! Tum bu tatsizligim yetmezmis gibi simdi birde nereden cikti bu bas agrisi? Sabah beri oturdugum yerde buldugum her turlu seyi okuyorum, gazetelerin sacma sapan haberleri, kose yazarlari, yemek tarifleri, her turlu konudan binbir cesit blog hikayeleri... ve her birini okuyup gerek sinirleniyorum, gerek huzunleniyorum, gerek guluyorum... Oysa benim cok calismam lazim cooook. Okumam gereken isle ilgili hicbirseyi okumuyorum ama, yada yazmam gerekenleri yazmak istemiyorum.

Bir kac zamandir hep aklimda zaten, SIKILDIM mi yaptigim isten? (dedim ya bu kelime kucuk harf goturmuyor diye) cok kosup cabuk yoruldu derler boylesine bizim orda. Yoruldummu yoksa? Icimde bir isteksizlik, bir hevessizlik... birde bu sacma sapan bas agrisi yokmu. Beynimi esir aldi, tum hucrelerime isledi. Su anda sadece haykirmak, bagirmak, vizildanmak istiyorum. Of kimsede yokki cevremde bunu yapabilecegim. Bir tek ofisde yanimda oturan kizin aptal doldurulmus hayvancik oyuncaklari var karsimdan bana bakan. Cesitmisin nesin kardesim mecburmuyum ben senin sacma sapan domuzcugunun anlamsiz suratini gormeye hergun? Kaldi ki essek kadar hatunsun ne halt isin var boyle anlamsiz seylerle...

Goruldugu gibi tam cekilmez modumdayim, halbuki sabah ne guzel yardim sever sosyal kelebek modumdaydim. Pimi cekilmis bomba gibiyim. Hic ama hic cekilmem boyle zamanlarda. Tanri korusun herkesi benim gazabimdan su anda :D Noldu hersey o zirva grup toplantisindan sonra mi oldu? yok yok sabah sabah metroda beynime vuran klima yuzunden oldu - bak deli gibi basim agriyor dusunemiyorum bisey. Ben en iyisi gidip bir majezik cakayim, benim halimden ancak o anlar...

A.

Tuvaletsiz okulmu olur


Ne zamandir yazacagim bir turlu sira gelmiyor, hatta bu arada bir suru blogda da karsi karsiya geldim. Az once isyerimdeki tuvalet bozulup da ben bir ust kattaki! tuvalete gitmek zorunda kalinca hatirladim. Ulkemizde kac tane insan okula gidemiyor, gidenlerinde tuvaletleri bile yok. Utandim bir an ve hemen yazmaya karar verdim. Ne olur ne olmaz belki buradan bir iki kisi gorurde biseylere vesile olur, mumkun oldugunca duyurmak lazim boyle seyleri.

Kampanyayi kendi sayfalarindan duydum, iste linki burada. Tum detaylari ve yapilanlari sayfadan izleyebilirsiniz. Tam olarak etkinlikler ne bilemiyorum ama bundan sonra takipteyim, umud ediyorum iyi guzel seyler yapiliyordur. Sizlerde ufacikta olsa yardimlarinizi esirgememeye calisin bence :)

A.

Tuesday, May 4, 2010

Hayat bir cocuga nasil anlatilmali?

Gezerken rastladim bir yerde bu yaziya, cok hosuma gitti paylasmak istedim. Henuz anne olmasamda simdiden ogrenmek lazim degilmi. En azindan kendi yaptiklarim, yapmadiklarim/yapamadiklarim ve yapacaklarim adina guzel bir hatirlatma...

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını…
Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden…
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat
ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.
Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını. Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.
Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla.Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar,bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…
Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.
Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı. …
Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat. Hayati
sorgulamayı öğret ona…
Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.
Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.
Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… 'İstemiyorum','hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi.
Sevdiğinde ise 'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…
Sorgusuz sevmeyi… El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı ….Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret… Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini. ..Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. . Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona…

Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi

Sunday, May 2, 2010

Hosgeldin partisi, Turk yemekleri ve Ekmek makinasi

Oldukca yogun bir hafta sonu yasadik. Tasinma temizlik falan derken dun en sonunda ilk misafirlerimizi agirladik. Burada adet "hosgeldine gitmek" yada "ev hayirlamaya gitmek" degil burada adet "house-warming party" yani Turkcesi evi isitma partisi, kardesim Singapurdayiz ev siz gelmedende gayet sicak :D kaldiki onca klima bosunami calisiyor biz sogutmaya calistikca siz isitiyorsunuz? Saka bir yana bildiginiz gule gule oturun muhabbeti. Sagolsunlar arkadaslar geldiler cok guzel bir cumartesi gecesi gecirdik.

Eh tabi bilirsiniz bizde misafir denince bayanlar sivar kollari dalar mutfaga. Iste bende aynen oyle yaptim. Eldeki malzemeler ve imkanlarla mumkun oldugunca iyi temsil etmek lazim ulkemizi degil mi :) Birde millete demis bulunduk Turk yemegi yapicam diye - bazen cok koca cenelimi oluyorum ne!

Efendim neler vardi menude? Gerci resimlerini cekmeyi dusunuyordum ama hem vaktim kalmadi hemde insanlar ac bilac beklerken aman bi durun yemeyinde resim cekeyim demek olmazdi, neyse ne de olsa bilmediginiz seyler degil... Hunkar begendi, barbunya pilaki, cerkez tavugu (cok saskinim en cok cerkez tavugunu sevdiler hattta sevmek ne kelime bayildilar), ispanak borani, endulus usulu kuskonmaz-bu da eski osmanli mutfagindan bir tarif, bir ara veririm tarifini :) birde Turk usulu pilav. O nasil oluyor demeyin bildiginiz pilav iste ama burdakiler surekli olarak haslanmis pirinc yedikleri icin onlara cok farkli gelen birsey. Evet bildiginiz haslanmis pirinc, hatta ismi bile pilav falan degil pirinc diyorlar basbayagi. Hatta benim icim disima cikti ilk zamanlar yemek yapamadigimiz icin, kardesim herseylede haslanmis pirinc yenirmi, ekmek yemeyi ozlemistim vallahi deliler gibi.

Aaa ekmek dedim aklima geldi, cok sagolsunlar arkadaslarimiz bize birde cok guzel bir ev hediyesi almislar :) Ekmek Makinasi... Biz zaten bir suredir almayi istiyorduk ama onca masraf varken ona sira gelememisti, cok sagolsunlar bizi cok mutlu ettiler. Artik bundan sonra kendi ekmegimizi kendimiz yapiyoruz, evimizin erkegi bu isi severek ustlendi simdilik, firincimiz o. Artik ilerleyen zamanlarda bol bol ekmek makinesi ve ekmek hikayeleri yazarim herhalde.
A.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails