Thursday, June 3, 2010

Bi gidesim varki sormayin

Daha geleli uc ay oldu buralara, ama hizimi mi alamadim nedir, oyle bir gidesim varki sormayin. Nereye mi? iste onu bilmiyorum... Bahardan desem burda mevsim hep yaz. Cozemedim isin sirrini. Sadece gidesim var, atlasam bir tekneye gecsem ucsuz bucaksiz denizleri seyrede seyrede yesil, mavi, turkuaz kiyilari. Saclarim ucussa ruzgardan, yuzume tuzlu sular vursa... Yada eski pusku bir sehrin sokaklarini dolasirken dusunsem acaba kimler yasamis buralarda, ne hayatlar ne anlar yasanmis. Sarilsam fotograf makinama resimlesem sokagin kiyisindaki kucucuk bitkiyi yada eski catlak bir duvarla pasli trabzanlarin uyumunu... Yada dunyanin 8 harikasindan birini gorsem mesela, gorunce hayrete dussem, cok begensem ve desem kendi kendime kaderimizde bunu da gormek varmis diye...

Gorunen o ki gezi plani yapmak gerek, yeni yeni yerler gormek gezmek gerek. Cok ulke var cevrede kesfedilmeyi bekleyen, bir suru macera ve hikaye var daha bizi ve bizim tarafimizdan yazilmayi bekleyen. Tasinma ve terlesme telasem bitti herhalde, bavul toplamaktan korkmamaya basladigima gore.
Gezmek, gormek, yasamak lazim hayati hazir vakit varken.
A.

Wednesday, June 2, 2010


Havaninda kolu kanadi kirik bugun,
Tipki benim gibi,

Alaca bulutlarini giymis.

Birileri birsey demiste yuregi incinmis sanki,

Hani belki oylesine soylenmis,

Ama kirilmis iste, incinmis, yok otesi...

Bak bak nasilda dudagini bukmus,

Titriyor sesi,

Ha agladi ha aglayacak,

Kenara birakilmis gibi kimsesiz,

Belki farkinda bile degil atildiginin, birakildiginin,

Ve hatta belkide hic farketmemeli...

Monday, May 31, 2010

Kisa sac tramvasi

Valla bastan soyleyeyim sonra yok tramva degil tranva yazilir demeyin, ozellikle baktim google dan hangisi dogru diye. Millet nasil denk gelirse oyle yazmis. Dogruyu bilen soylesin bi zahmet :) Nereden aklima geldiyse simdi sabah sabah, hemde pazartesi sabahi... Biz kucukken modaydi saci kestirip kucuk bir kuyruk birakmak. Sanirsam 90 li yillarin basi, ilkokul ya bitti ya bitecek. Ama benim annem hic gelemez boyle ivir kivir seylere, eh eskidende coluk cocugun giki cikamiyor ana babaya - simdikiler gibi degildik eziktik biz be. Ne yaptiysam ne kadar dil doktuysem razi edemedim kuyruk birakmak icin annemi. Ama bendede bir cene var masallah yani, istedigim oluncaya kadar konusurum da konusurum... Kesin yine annem hayir dedikce ben usteledim durdum. Sonunda benden kurtulmak icin annem "babana sor o ne derse o olur" dedi. Buyuk ihtimalle annem benden kurtulmak icin ve babam hayir der dusuncesiyle beni babamin basina musallat etti o zaman :)
Ben tabii yilmadan kostum babama, ne cok istediysem kuyrugum olsun diye :)) kedilik o zamandan varmis bende. Babam inanilmaz bir sekilde tamam dedi hemen, ama sacma sapan bir sart kostu!
Sacini kisacik kestirirsen kuyruk birakabilirsin!!!
Buyur burdan yak... Babamda anlasilmaz bir kisa sac hastaligi vardir. Yillardir annemi bir kez olsun razi edememistir kisacik kestirmeye saclarini, firsatini bulunca kabak benim basima patladi. Ama oyle boyle degil kisacik olacak, bildigin erkek trasi. Eh isin ucunda kuyruk var ya -ne kuyrukmus be kardesim- tamam dedik mecbur.
Kuafore gidildi, saclar erkek gibi kisacik kesildi, kuyrugumuzda birakildi. Ben bir mutlu bir mutlu, o kuyrugu ormelermi istersin, boncuklarla suslemelermi istersin, sacma sapan ne varsa yaptim. Cocukluk bu olsa gerek :)) Tabii bu arada saclarimi kisacik kestirince nasil bir maymun haline geldigimin farkina bile varmadan surdurdum hayatimi. Ne zamana kadar? yillar sonra resimlere bakana kadar... yillar sonra esim bile beni resimlerde tanimayana kadar... yillar sonra fasulyeden nimet kardesim benim o resimlerime bakip g.tuyle gulene kadar...
Simdi farkediyorum o kisacik sac ne tramvaymis hayatimda. Ilk firsatta o fotograflari yakmaliyim :) Ustune ustluk gecen ne duyuyorum kardesimden!! sacini kestirmek isteyince babam "kestirme uzun kalsin" demis! Bre adam benim kafama ne kastin vardi.
Kaldiki zamaninda bunlari yapan ben, simdi yolda disarida genclerin sacma sapan sac basini gorunce yaslilar gibi kafa sallayip cik cik yapiyorum, bu da ayri komedi.
A.

Saturday, May 29, 2010

Mochi

Gecenlerde televizyonda seyretmistik ve cok ilginc gelmisti. Malumunuz burda televizyonlardaki hersey bize ilginc geliyor :) eh bosuna dememisler cok okuyanmi bilir cok gezenmi diye, bizde iki gezenti olaraktan buralarda ne var ne yok ogreniyoruz mumkun oldugunca. Neyse yine sulandirdim meseleyi ben, konumuz "mochi" ydi halbuki.

Mochi resmini gordugunuz kucuk yumusak Japon kekleri. Kek degil aslinda, lokuma benzer bisey. Pirincten yapiliyor ve bazen ici dolu bazende sadece cesitli aromalarla karistirilan hamurun kendisi. Dis kismida farkli farkli malzemelerle kaplaniyor, mesela bizim alip denedigimiz -resimdede gordugunuz- yesil cay aromaliydi. Meyva aromalilar, findik fistik tozuyla kapli olanlari var. Hepsini sirayla denemeye kararliyim :) ama ozellikle kismet olurda Japonyaya gidebilirsek gercekten taze taze yapilmisini tatmak istiyorum.

Zaten isin orjinal kismida Japonyada yapilani aslinda. Televizyonda izledigimiz programdada onun icin cok ilgimizi cekmisti. Zavalli hamuru koymuslar bir kabin icine, gerek elleriyle gerekse tahta cekiclerle dovuyorlar da dovuyorlar :) Birde bu isi o kadar hizli yapiyorlar ki sasmamak mumkun degil. Youtube dan birde video buldum nasil yapildigina dair, gerci bizim izledigimiz program gibi degil en azindan bir fikir olsun.
A.

Kacirmayin derim...

Turkiyeye gidislerimde alinacaklar listemin hep en ust siralarinda yer almistir kitaplar. Her seferinde donusumuze birkac gun kala mutlaka kitapciya ugrar bir kac kitap alirim kendime beni bir sonraki sefere kadar idare etsin diye, evden kardesimden ve annemden yuruttuklerim haric tabii :)
Son aylarda tasinma, yerlesme, yeni is, yeni hayat derken birkac aydir elim hicbir kitaba degmemisti. Nihayet hersey biraz biraz yoluna girmeye baslayinca firsat bu firsat diyerek, en son aldigim kitabi attim cantaya... Ise gidis yolunda herkeze inat iPhone gibi bir ucubeyle oynasmak yerine kitap okumak tercihimdi (ki bunu detaylariyla sonra konusmak lazim, uzun mesele). Oyle ozlemisim ki, bir solukta bitti ilk kitap. Susuzluktan yanan insanlar gibi kana kana ictim bir dikiste.

"Bin Muhtesem Gunes" Khaled Hosseini'nin ikinci kitabi, bir onceki kitabi "Ucurtma Avcisi" ni annem aldigi icin almamistim sonra degisiriz diye, ama bu kitabindan sonra kesinlikle onu da okumaliyim diyorum. Bin Muhtesem Gunes Afganistanin yakin tarihini anlatiyor. Tamda bizim yaslarimizdaki kadinlarin yasamlarini yada yasam adi verilen zulumleri, hayatlarinin nasil ellerinden alindigini, herseye ragmen nasil mucadele ettiklerini... Kitabi okurken bir bayan olarak sizde paylasiyorsunuz tum o yasanan acili ve uzuntulu anlari-sadece bayanlar degil eminim erkeklerde duyarsiz kalamaz olanlara. Ayrica tarih ve cografyayi sevmeyen ben, bu kitapla hic degilse bir nebzede olsa detaylarini ogrendim yakin tarihte olanlarin, hemde burnumuzun dibinde olanlarin.

Ne diyeyim cok guzel bir kitap, ben bir solukta bitirdim ve sizede kesinlikle tavsiye ederim. Kitabi okuyun ve bir kez daha sukredin dunyanin cok guzel bir ulkesinde, iyi sartlar altinda dunyaya geldigimiz icin... ben oyle yaptim ;)

A.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails