Showing posts with label Bize dair. Show all posts
Showing posts with label Bize dair. Show all posts

Thursday, February 13, 2014

Baslik yazmayi unutmusum iyi mi!

Bu yaziyi yazmaya baslarken farkettim ki hayatimin ve ruh halimin de saniyesi saniyesine uymuyor, iste tam bu sebepten bizde aylardir tam bir kaos hukum suruyor :)

Yine aradan haftalar gecti iki satir yazayim dedim...
Artik blog ile ilgilenemiyorum acaba burada son mu versem dedim...
Bir veda yazisi yazsam dedim...
Belki gecici belki de kalici olur dedim...
Blog sayfami acinca ne kadar ozledigimi farkettim, haydi biraz daha dayansin dedim...
Eh niyetine girmisken yeni bir yazi yazayim dedim...
Fotografsiz olmaz birde fotograf ekleyeyim dedim...
Cicek fotografi olsun, konu yok konuya uygun olmasina da gerek yok dedim...
Sakura olsun, sakura en sevdiklerimden dedim...
Sakuralara bakarken ayciceklerine gozum takildi, aycicegi olsun dedim...
Yaklasik son 5 dakika icinde 10 farkli cicekte karar kilip sonrasinda fikrimi degistirdim...
Sonunda kendimden yorgun dusup bu gelincikleri ekleyiverdim :)
Guzeller ama degil mi :))

Her seferinde ha yazdim ha yazacagim derken yine haftalar geciyor, aklimda konular birikiyor ama sonra son kullanim tarihleri geciyor. Sabahtan aksama iste, ardindan evde calistigim yogun zamanlarda duzenli yazip su en rahat, bol bol vaktimin oldugu zamanlarda ayda bir dahi yazamayisimi ne size ne kendime aciklayamiyorum tabii. Zaman yok demek sadece lafin gelisi olmus, isin bahanesi iste...

2013 bitti 2014'ü bozdurduk da harcamaya basladik bile.
2013 ile birlikte koklu degisiklikler oldu hayatimizda. Baslarda uzuntulu, zorlu olsa, zaman zaman hayal kirikliklari yasayip ümitsizlige kapilsak da 2013 tum guzelligini yil sonuna dogru serdi ayaklarimiza...
Guzel seyler oluyor hayatimizda, hemde cok guzel ve sevindirici seyler.
Lakin yazmiyorum, yazamiyorum detaylari, cunku fazlasiyla kisisel. Belki de bloga bunca zamandir pek birsey yazamayisimin sebeplerinden biri de bu.
Bu ne gizlilik demeyin, her zaman ozel hayatimla profesyonel hayatimi ayirmaya calistim burada. Hic de pisman degilim, okuyanlarin da hak verecegini dusunuyorum veya en azindan umuyorum :)
Velhasil durum bu.

Hayati rutine oturtmaya calisiyoruz, planlar yapiyoruz...
Sonra birden planlarimiz tepetaklak oluyor kocakisisi ile saskin saskin birbirimize bakip (ne halt edicez bakisi bu) sonrasinda da gulusuyoruz :)
Sonra yine yeni planlara basliyoruz, kimi yolunda gidiyor kimi yine bozuluyor biz yine sasiriyoruz...
Hala sasirabildigimiz icin kendimize de sasiriyoruz :))
Memlekete yerlesiyoruz...
Bir ay bir sehre yerlesiyoruz, bir sonraki ay bir baska sehre...
Bir diger ay Avrupa' ya yerlesme planlari yaparken, ve hatta vize islemlerine baslarken buluyoruz kendimizi...
Ertesi ay vizeleri iptal edip yeni yeni planlar yapiyoruz...
Sonraki ay bir baska kitada bir baska ulkeden ev bakmaya basliyoruz...
Anlayacaginiz ne yaptigimizi bizde bilmiyoruz :)
Cevredekiler "ee simdi ne yapiyorsunuz?" diye sorunca muzip muzip gulusumuz iste bundan... 
"Bizde bilmiyoruz ki!" dedigimizde insanlarin suratinda beliren farkli ifadeleri izlemek hobimiz oldu sanirim.
Kimi inanmiyor, kimi deli mi bunlar diye bakiyor, bir kismi da sacma - komik ve cilgin otesi hikayelerimizi dinlemeye basliyor.
Sonuc olarak hayat bizimle egleniyor, bizde onunla :)

Bunun haricinde ne var derseniz...
Yillarin hasretini gidermeye calisiyoruz...
Ailelerimizle, arkadaslarimizla, sehirlerimizle...
Bazen fazla geliyor kavga bile ediyoruz her biriyle, sonra yine donup sarmasiyoruz birbirimize, cunku biliyoruz gitmeler var sonunda.
Bol bol alisveris ediyoruz...
Yolculuk ediyoruz...
Eski-yeni lezzetlerle kendimizi simartiyoruz...
Isleri yetistirmeye calisiyoruz ve zaman bollugunda vakitsizlikten yakiniyoruz :)

Iste boyle...

Tuesday, December 24, 2013

Bizden haberler...

Cok uzun zaman olmus ben buralara ugramayali, 4 aydan fazla olmus ben bile sastim...
Blogu yabani otlar filan basacakmis neredeyse :)
Bir suru yeni seyler oldu hayatimizda bu sure icerisinde, anlatmaya nerden baslasam bilemedim simdi.


Oncelikle Singapur'dan ayrilma karari aldik. 3 senelik maceramizi noktalayip yeni maceralara yelken acmak lazim degil mi ;)
Hep soyluyorum, bir sehre alismaya baslayinca o sehirden tasinma zamanimiz gelmis demektir. Hani "Cikolata" filmindeki gibi sonbahar ruzgarlarimiz yok gitme vaktinin geldigini belirten ve bizi alip goturen, ama bizim de kendimize gore isaretlerimiz var tabi :)
Simdi neredesiniz derseniz, memleketteyiz...
Memleketin bol bol tadini cikariyor ve onumuzdeki aylarin planlarini yapiyoruz simdilik.

Burada olmadigim surece arayan soran herkese kocaman sevgiler ve selamlar, endise etmeyin buralardayiz herhangi bir sorun yok cok sukur :)
Blog yazmayi ve okumayi inanilmaz ozlemisim, simdi arayi kapatmak ve blog alemlerine dalmak lazim :)
 
Bizden haberler boyle, peki ya sizden ne var ne yok?
 

Saturday, August 3, 2013

Bir Turkun amigurumi ile imtihani: Capul canavarlari




Gezi parki olaylari hakkinda yazmadim, yazamadim bir turlu...

Sanirim Twitter yolu ile takip etmek kolay, oturup bloga yazmak zor geldi. Yasananlari bizler degil ama tarih yazacak bana sorarsaniz bundan yillar sonra, anlatilanlar da pek guzel seyler olmayacak ne yazik ki :(

Bu ulkede hayat yok derken kullerinden yeniden dogabilen, haksizliga karsi bas kaldirip sesini cikarabilen insanlarin hala daha var olmasi ileriye donuk umutlarimi yesertti yeniden.

O guzel insanlar o guzel atlara binip gitmemis yani...



Uzun zamandir denemek istedigim ama bir turlu vakit bulamadigim "amigurumi" isine girdim o siralarda. Amigurumi ne demek, kufur mu ediyorsunuz demeyin sakin :)) Amigurumi Japoncada tig isinden oyuncaklara verilen isim. Bende ilk firsatta en kolay olanindan ogrenmeye ve yapmaya basladim. Ve iste ilk denemelerim olan "Capul canavarlari" karsinizda :) Olaylarin sicakligi ile gundeme uyuverdiler hemen. Nasil olmuslar? 

Bu arada amigurumi isine el attigimda bizim evin tig ustadi annem oldugu icin annemi de bir miktar ugrastirdim hani yani. Yok o ilmek nasil olacak, yok bu ipi nereden gecirecegim falan diye. Tabii sacma sapan diyaloglarimiz da olmazsa olmazlardandi, soyle ki...

Bu amigurumi isi dunyada oldukca yayginlasmis hatta ticarete dokulmus durumda. Mesela bu sirin oyuncaklar icin kendiliginden vidali, batmaz, kopmaz gozler mevcut. Oyuncaklar genellikle hayvan veya canli seklinde oldugundan goz sart tabii :) Daha onceden bu aksesuarlara Singapur'da ve hatta internette bircok yerde rastladigim icin cok yaygin oldugunu farzediyorum ben! Lakin Turkiye'de oldugumu gozden kaciriyorum. Zaten anneme bile amigurumi sozcugunu ogretene ve kufur olmadigina inandirana kadar canim cikti :)))


Ben:Anne bana bu amigurumi gozlerinden lazim ama simdi, nerden buluruz?
Annem: Boncuk falan dikiver goz yerine
Ben: Off anne ya boncuk olmaz, onlarin ozel gozleri var boyle vidali falan.
Annem: Bilmem carsiya cikinca bak yunculere veya boncukculara
Ben:Ya anne kesin yoktur oyle birsey, baksana sen bile soyleyemiyorsun daha adini adamlar ne bilsin amigurumi gozunu
Annem: Ammi-gir-ruu-mu bak nasil bi soyluyorum iste!
Ben: Super soyledin valla kirk yillik Japon gibisin :)
Annem: Dalga gec sen daha dalga gec! Sen carsiya cikinca sor adamlara vardir belki gozlerden.
Ben: Pardon anne ama nasil sorucam? Dusun simdi, carsiya cikip kendi halinde isini yapan yuncu adamlarin dukkanina giriyorum ve "pardon sizde amigurumi gozu varmi" diye soruyorum. Adam "ne diyorsun sen abla o ne bicim bir kufur!" demez mi!?!
Annem: ahahahahahahaha... boncuk dik sen en iyisi


Durum boyle olunca da amigurumi gozu yerine dugme dikmeyi uygun buldum :))
Var midir tanidiginiz bildiginiz amigurumi gozu satan dukkan :D

Tuesday, July 23, 2013

Kalbim Ege'de Kaldi...

Tek kelime yazmadan gecen iki koca ayin ardindan hizlica bir giris yapayim dedim :)
Uzatilmis tatilimiz son surat devam ediyor lakin buralardan uzak kalisimin tek sebebi bitmek bilmez tatil modumuz degil de haftalardir bozuk olan bilgisayarimin gazabina ugrayisim idi...
Neyse ki tamir oldu ve ben hasretle dondum blog alemine :)


Uzunca bir Ege gezisinden geri yeni geldik...
Deniz, kum, gunes uclusune doyamadik desem saskinlik yaratmaz herhalde, kim doyabiliyor ki?
Ege denizinin tuzlu suyunun ve mis kokan zakkumlarin etkisinden henuz kurtulamadan, siz bu satirlari okurken yine ufak bir yolculuga cikiyoruz universite askimiz Ankara'ya dogru...




Goz acip kapayincaya kadar geri donerim, anlatacaklarim birikti nede olsa, yakinda buralardayim yine :)
Gorusmeyeli sizlerde ne var ne yok peki?

Saturday, April 20, 2013

Memleket Halleri 3

Uzun zamandir sesim solugum cikmiyor olmasi gezmekten vazgectim anlamina gelmesin sakin :)
Halen daha memleketteyiz, halen daha uzunnn tatilimizin tadini cikariyoruz :))
Her ne kadar havanin sogugundan sikayetci olsak da, ara sira hava sicakliginin yukseldigi gunleri degerlendirmeyi de ihmal etmedik hani. Misal su anda kalorifer tepesine tunemis olabilirim lakin gectigimiz haftasonlari gunesi yorunce vurduk yine kendimizi yollara...

Ilk istikamet Bursa'nin Misi Köyü idi.
En son cocuklugumda gitmistim sanirim, o da okulla birlikte piknik icindi. Yillar gecmis ustunden, Misi pek bir degismis. Zamanla sehir genisledikce sehre yaklasmis, neredeyse sehrin icinde kalmis.
Baharin gelisi ile birlikte dagdaki karlar erimeye baslamis, dereler guldur guldur akiyordu - bilmeyenlere dipnot: pek bilindik bir Bursa manzarasidir bu :)


Koyun tepesine dogru ufak bir tur attik once. Eski koy evlerini elden gecirmis, yenilemisler pek guzel olmus.



Derenin kiyisi ise cift tarafli caybahcesi doluydu, hatta bizimkilerin dedigine gore yazin yaz sicaginda sandalyeleri derenin icine atip ayaklar suda iciyormus insanlar caylarini kahvelerini, fena fikir degil hani yani :)


Ufak bir tur attiktan sonra bizde aldik dere kenarinda yerimizi.
Bir yanda semaverde cay, diger yanda mis gibi gozlemeler... degmeyin keyfimize :)



Cicek acan ayva agaclarini da gorunce "Ayva cicek acmis yazmi gelecek" turkusunu dilimize dolayaraktan donus yolunu tuttuk, hani memleket iyi guzel de yaz gelse artik biz pek usuduk :)



Tuesday, March 19, 2013

Memleket Halleri

Uzun zaman sonra memleketteyiz yine...
Sevdiklerimizle hasret gidermeye, ozlediklerimizi yiyip icmeye, degisiklikleri benimsemeye cabaliyoruz.
En buyuk derdimiz soguk! Her ne kadar buradakiler icin 15-20 derece yazin habercisi olsa da bizim icin kara kis demek, kolay degil 35 dereceden geldik :)
Dolaptan kazaklar hirkalar cikti cikmasina da onlar bize olmasa da biz onlara yabanciyiz. 15 gun oncesinde askili tisortlerle gezen bu bedene garip geliyor 3-5 kat giyinmek. 
Kazagin uzerine hirka hic olmuyor, kollarim bile birlesmiyor govdemle, penguenler gibi kollar havada yuruyorum :))
Lakin soguk kis gecelerinde yorganin altinda sarilip uyumayi da ozlemisiz hani...
Birde zeytinyaglilari ozlemisiz cok :)
Anne-baba, es dost, akraba ilgisini ozlemisiz...


Daglari ozlemisiz, dagi birak ufacik bir tepesi bile olmayan Singapur'dan sonra gozumuzu alamiyoruz alabildigine ormanlik, alabildigine aciklik dag manzarasindan.
Gokyuzu daha once de bu kadar buyuktu de biz mi farketmedik?
Insan elinde olmayinca anliyor cogu seyin guzelligini.
Soguk olsa da tertemiz dag esintisini ozlemisiz.


Mangal yapmayi ozlemisiz sonra...
Tabii ki inegol kofteyi ozlemisiz :)
Sehrin itis kakis yasamindan kacip nefes almayi ozlemisiz...


Sokakta ve hatta piknik alaninda dahi basibos dolasan kedileri bile ozlemisiz :)



Gun gectikce kalabaliklasiyor olsa da Sehr-i Bursa ya tepeden bakmayi ozlemisiz...


Sunday, February 17, 2013

Cin Yeni Yilindan Payimiza Dusenler

Cin yeni yili baslayali bir haftadan fazla oluyor ama ne zaman bitecegi mechul :)
Birkac hafta daha surecek bu tantana, tantana diyorum cunku neler var neler. Bazen gorduklerimize inanamiyor "yok artik daha neler", "nasil yani o ne yahu" diye saskin soylenmeler esliginde acik kalan agizlarimizi kapatmaya calisiyoruz :))

Misal su an pazar gecesi saat 1:30 ve disarida manyagin biri havai fisek veya benzeri birseyler patlatiyor! Bir diger yanda 3-5 insan bir araya toplanmis sokakta ve hatta bizim apartmanin onunde kagit, plastik ve bilimum sacma sapan seyler yakiyor!!
Tamam aliskanlik farkliliklari, kulturel farkliliklar ilginc ama bir noktadan sonra da oldukca absurd bir hal alabiliyor :)

Bakiniz sekil A :)))



Bu da neyin nesi simdi degil mi?

Yan dairedeki komsumuzun Cin yeni yili kutlamasi icin kapinin onune biraktigi adak veya sunak turu bisey!

 

Bizim kapinin onune ve bize degil tabii :D Apartmanin genel koridorunda kendi kapisinin onune koydugu, tanrilar, ruhlar veya ne icin oldugunu bilmedigim daha birsuru sey icin koydugu sunaklar.

Hani dalga gecmeyeyim, gulmeyeyim diyorum ama benimde bir sinirim var yahu :)
Allah'in mandalinasini, portakalini, kabagini, kekini kapinin onune boyle susleyip pusleyip koymalari sacma degil de ne? Birde onlari kirmizi kurdelelerle falan suslemis, tam bir haftadir kapi onunde duruyorlar. Kimisi yetinmiyor apartman girisine, bahceye, yol kenarlarina falan birakiyor. Bocegin, surungenin bunca cok oldugu ulkede varin gerisini siz dusunun...

Zaten HDB'ye (Singapur toplu konutlari) tasindigimizdan beri anlatacak hikaye sayimiz oldukca artti. Gerci hepsini biriktirdim anlatmaya bir firsat olmadi ama anlatirim insallah zamanla :)
Bakalim sizler ne dusuneceksiniz buranin gariplikleri hakkinda.


Firsattan istifade yeni yil bahanesiyle ortaya cikan, zannedersem Malezya veya Endonezya asilli "bin katli kek" yani thousand layer cake (lapis kueh) in tadina bakma firsatimiz oldu. Her kati ayri ayri yapildigi icin oldukca zahmetli ve bir o kadar da pahali bir kek bu. Eh madem bu kadar ozel denemeden olmaz dedik, herseye burnumuzu soktugumuz gibi bunun da tadina baktik :))

Gorunusu guzel de tadi neye benziyor derseniz pek guzel birseyler soyleyemeyecegim, bildiginiz kek iste :)
Hatta bildigimiz kekten biraz daha fazla yagli ve agirdi.
Goruntu guzel ama lezzet olmamis!



Simdilik durumlar budur buralarda.
Tasinma, esya kutulama, paketleme derken bir yandan da gezmeye, yeme-icmeye, alisverisin b*kunu cikarmaya, fotograf cekip not almaya devam...
Ilk firsatta hepsi paylasilacak tek tek ;)

Thursday, January 31, 2013

Son zaman naneleri

Blogu ot basmis, ortalik tozlanmis, blogcu derbeder felegi sasmis, sessiz carsambalar almis basini gitmis, ortalikta in cin top oynamis...
Gokten uc elma dusmus hepsi de benim kafama carpmis diye bitirmem gerekiyor bunu aslinda :))

Carsambanin gelisi Persembe'den belliydi, 2013 ve Ocak ayi tum azametiyle geliyordu, onun icindi zaten Aralik ayinda yayilip keyif yapmalarim. Malum is guc kosusturma bahanem hic bitmiyor, blogu ihmal ettim bahaneler siralamaya yetmiyor, ama bari her yil bir kere tasinmasak! Gocebeligin bu kadari da fazla yahu.

Kutu, bavul ve turevlerini gordukce "imdattt" diye bagira bagira kacasim var artik, bitmiyor bu tasinmalar bitmiyor bitmiyor!!


Kutular bavullar yetmiyor, ne cok sey almisim, is guc bitmiyor araya surekli birseyler giriyor, dosyalar yedekleniyor, eskiler atiliyor, olmazsa satiliyor, fotokopi makinasi ve scanner en yakin arkadaslarim oluyor, geceleri uykular kaciyor, tarhana bitmis memlekete gitme zamani, yapilacaklar listesi diz boyu, kitalar arasi dolanip durmaktan vazgecsek, en cok da atilan kitaplar yuregime oturuyor, ayakkabilar da bir kutu olacak hani daha da almasam, ama bu son aldiklarim cok guzeldi cook, gumruklu mu gumruksuz mu, kutuculari aradin mi, yok tabaklarima kiyamam onlar elde tasinacak, bu tasima sirketlerinin topunun cani cehenneme, ya sozlesme ne oldu, bloga bugun de yazamadim yarin yazayim bari, pes artik pasaportlar bile kuf olmus, oyunlari ne yapsak nereye koysak...

Kafamda 1000 tilki var hicbirinin kuyrugu birbirine degmiyor anlayacaginiz :))
Blogumu ve yazmayi ozlemisim, sessiz sakin ve tasasiz kahvemi alip bloglara goz atmayi da...
Onun icin kucuk bir kacamak yapip kendime ayirdim bu gunu, zira kafami bosaltip sakinlesmem lazim :)
Eee ne var ne yok ekranin diger tarafinda?

Friday, December 28, 2012

Donmedolap Turu

Onceleri "amannn ne binecegiz, ne isimiz var" dedik...
Sonra hazir buradayken binelim, bunu da es gecmeyelim dedik :)
Gectigimiz ay bir bos gunu denk getirip bindik.
Buyuklere donmedolap!
Nam-i deger "Singapore Flyer" yani Singapur donmedolabi...
  




150m gercek capi, bu da maketi...


O yavas yavas donusune devam ederken biz platformdan hizlica icine bindik :)


 Sonra yukseldik...


Ve daha da yukseldik...


Ve tepeye vardik :)
Singapur ayaklarimizin altinda... 


Klasik Singapur manzarasi...
Cevresi limanlarla, gemilerle kusatilmis.
Ada oldugu halde deniz gormek ne mumkun :(  


Tepeden Formula 1 pisti...


Solda uzeri gemi seklindeki meshur "Marina Bay Sands" oteli, sagda "ArtScience" muzesi, gokdelenler, Esplanade...


Ayaklarimizin altinda "Gardens by the Bay"...
Yeni acildi gitmek lazim :))


Uzaktan Singapur silueti, Singapur'un gercek yuzu, gokdelen tarlasi... 


Ve donmedolap sonrasinda dayanilamayip alinmis bir adet kitap ayraci daha :))


 Guzel gecsin gununuz ;)

Wednesday, December 19, 2012

Iyi haberlerim var

"Sessiz Carsamba" yok bugun, zira guzel haberlerim var sessizlik yakismaz bugune.
Icimden bagira bagira sarki soyleyip dans etmek geciyor :)
Kocakisisinin tahlil sonuclarini aldik bugun, temiz cikti cok sukur.
"Insan illaki dogdugu gunde mi dogumgununu kutlamali" diyor. Bugunmus onun dogumgunu :))
Bana ise erken gelen dogumgunu hediyesi, hemde hediyelerin en guzeli.
Ve iyi guzel haberler yavas yavas, birer birer geliyor...
Kara bulutlar dagiliyor cok sukur :)



Arayip soran, destek olan, dualarini bizden esirgemeyen herkese cok tesekkurler...
Insan en cok boyle zamanlarda anliyormus baskalarinin desteginin degerini :)


Gunun sarkisi da kucukkardesten...

Friday, December 14, 2012

Tropik yilbasi

Gectigimiz hafta kocakisisi ile kacamak yapip isten kaytardik, turist gibi gezdik Singapur'da :)
Haftasonunun veya is cikisi saatlerinin kalabaligi olmadan, gun icinde Orchard Road'da avare avare gezmek de pek keyifli oluyormus, yapmadigimiz zamanlara yanalim...

Tropik ulkelerde yilbasi bir degisik oluyor. Uzerinde askili elbise, ayaginda terlik yilbasina hazirlanmak ve yilbasi kutlamak fena olmuyor hani :) Ama yine de biz alismisiz kar, kis gormeye. Hani soyle paltosuna sarinip burunmus insanlar ellerinde paketler, torbalar oradan oraya kostursun. Yilbasi diye her yer cam agaclari ve karla kapli yilbasi susleri dolsun falan. Ama Singapur'da cam agaci ne arar! Iste o sebepten her yer rengarenk ve hatta sacma sapan cakma cam agaclariyla dolu. Onlar da yetmemis tropik iklimin getirisi dallanmis budaklanmis koskoca agaclari isiklandirmislar :)

Ilk gordugumde oldukca yadirgamis ve hatta uzulmustum bile "yazik bir cam agaclari bile yok plastikten agac yapmislar", "yazik kar gormemisler kar yagmis gibi susluyorlar" diye... Simdi belki gozum alisti ama komik de geliyor hala daha :) Hani bu bati ozentisi ve cam agaci suslemeye calismalari bir yana, sacma sapan plastikten agaclar falan uydurmalari diger yana...

Oluyormu bu plastikten agaclar? bence olmuyor :))

Birde siz bakin olmusmu simdi bu agaclar?


 Yetmemis alisveris merkezlerinin kolonlarini agaca benzetmisler...





Yine en dogal durani ortamdaki tropik agaclarla yapilan suslemelerdi bence...


 

Velhasil rahat rahat gezerekten felekten bir gun caldik kocakisisiyle, arada boyle isi gucu bir yana birakip kacamak yapmak hic fena fikir degilmis. Bahanesiyle erken dogum gunu ve yilbasi hediyesi olaraktan uzun zamandir goz koydugum Japon tabak setlerinden aldim/aldirdim kendime :))
Eh daha ne olsun.

Guzel bir Cuma ve haftasonu diliyorum herkese...

Friday, December 7, 2012

Nereden cikti bu isim

Blogun ismiyle ilgili hikayeyi hic anlatmamisim sanirim bugune kadar...

Singapur'a ilk tasindigimiz zamanlardaydi, bir yandan ev ararken bir yandan da gecici olarak kocakisisinin patronunun evinde kaliyorduk o zaman. Evi ilk gordugumuzde "oo super iki katli bahceli ev mis gibi" dedik ama ilerleyen gunlerde anladik ki cehennemin dibindeymis ev! Adanin bir ucunda mahrumiyet bolgesindeymis resmen. Sonuc olarak aksam yorgun argin eve kendimizi atiyorduk ancak, gezme tozma hak getire.

Aksamlari yorgunluktan sizip kaldigimiz yerde de internetten dizi izliyorduk. Iste o siralar sardik "1 Erkek 1 Kadin" izlemeye. Hatta Star'da degil baska bir kanalda yayinlaniyordu pek populer degildi o zamanlar. Neyse sonuc olarak o siralarda bol bol izleyip bayilmistik 1 erkek 1 kadin dizisine, bolca kendimizi bulduk sanirim onlarda :)) Hatta o kadar hosumuza gitmisti ki blogun ismini koyarken o diziden esinlendik. Daha dogrusu ben kivranirken blogun ismi ne olsun diye, kocakisisi "bir adam bir kadin" olsun iste hem sonucta bizi anlatmayacakmisin deyiverdi.

Nerden cikti bu eski hikaye derseniz, bayram degil seyran degil hani :)
Birkac haftadir evdeyiz her turlu filmi diziyi izledik bitti demistim ya. Iste izleyecek birsey bulmakta kitlik cekince aklimiza yine bu dizi dustu ve yeni bolumlerini izleyelim bari dedik.
Ne iyi etmisiz birkac gundur uzun zamandir hic gulmedigim kadar guldum. Isin ilginci de dizideki diyaloglara mi guleyim yoksa bizdekilere mi bilemedim.

Dun aksam izledigimiz bolumde  Ozan ile Zeynep aile terapistine gidiyorlar, orada turlu cesitli tartismalar atismalar falan... Bunun uzerine benim cenem duramadi tabii;

Ben: Cok iyiymis ya :) Acaba biz gitsek aile terapisine neler neler cikar?
Kocakisisi: Ne cikacak kan cikar!
B: ......
K: hahahahaha

Bayagi bir egleniyoruz yani ;)

Guzel gecsin Cuma gununuz ve haftasonunuz...


dipnot: hakikaten acayip bir insanim oylesine alakasiz birsey yazmaya niyet edip oturdum, yaza yaza bunu yazdim, harbiden sirazem kaydi :)

Tuesday, December 4, 2012

Bize dair hikayeler: ikinci cukundur vakasi!

Yaklasik uc haftadir ev hastahane kogusuna dondu, bir ben yamuldum bir o, yatti patlican kalkti biber modundayiz. Eh haliyle de kocakisisiyle bu kadar sure bir arada kapali kalinca ve icli disli olunca zirvalama seviyemiz tavan yapti yine :) Dolayisiyla ikinci çükündür vakasini yasamis bulunduk...

Hastaliktan kafa kalkmayinca insan en fazla oturup birseyler izleyerek geciriyor zamani, bizde oyle yaptik haliyle. Izlenecek cogu sey bitince hemen solugu Kore dizilerinde aldik. Yine takildik bir diziye soluksuz izledik sabah aksam. Eh bu kadar cok Kore dizisi izleyince de insan yavastan tum oyunculari tanimaya basliyor...

Ben: Su cocuk cok tanidik geliyor gozume daha once hangi dizide izledik biz bunu?
Kocakisisi: Ne bileyim hepsi cekik gozlu hepsi birbirine benziyor bence :)
Ben: Yok ama bak gulusu falan cok tanidik...

Derken dayanamadim oyuncu listesinden ismini buldum, internetten baktim ki anca bende jeton dustu. Anlata anlata bitiremedigim "49 gun" dizisindeki olum melegiymis megerse o oyuncu...

Ben: Aaaa demek oymus, hadi ya nasil degismis bak hic farkedemedik.
Kocakisisi: Kimmis kimmis?
B: Bir tahmin et bakalim
K: Secret Garden dan mi?
B: Yok degil
K: 49 gunden mi peki?
B: Soylemem hangi dizi oldugunu bak bir dikkatlice (soylememekte israr etmek de nasil bir pis huydur kardesim!)
K: Ama haksizlik sen internetten baktin
B: E merak edip sende baksaydin bu ne hazira konuyorsun! Bak dikkatlice, su kafasindaki sapkayi cikar soyle uzun yana yatmis saclar dusun mesela...
K: 49 gun ama degil mi
B: Tamam tamam 49 gun
K: Orada olen kizin en yakin arkadasi olan cocuk mu?
B: Yok artik daha neler, kizin annesi hatta hahahaha :))
K: Iyi de soylesene kim?
B: Zaten dizide 4 tane erkek oyuncu var onu da bilemedin ya al sana ikinci cukundur vakasi!
K: Kizi aldatan sevgilisi de degil sanirim?!
B: Yok degil zaten geriye tek bir erkek oyuncu kaldi o diziden, onu da bil artik yahu
K: Kim var baska kim var... Haaa anladim olum melegi! Olum melegi degil mi? Aaa hakikaten ya!
B: .....


*****

Kocakisisi hasta diye en sevdigi kurabiyelerden pisirdim gectigimiz hafta, hani evde oturdukca insanin cani daha cok abur cubur yemek istiyor bari saglikli birsey yesin dedim. Ama her ne hikmetse normalde firindan cikar cikmaz bir tepsisi hemen biten kurabiyeler 3 gun surundu. Dorduncu gunun sabahinda...

Ben: Bu kurabiyeler de yenmedi kaldi, hic bu kadar surunmezlerdi.
Kocakisisi: Hakikaten oyle oldu ama sira gelmedi onlara.
B: Eh evde baklava olunca bizim kurabiyelerin suratina bakilmadi tabii!
K: Yok yahu oyle degil, baklavayi yilda bir goruyoruz ya ondan dolayi :)
B: Haa oyle demek! Kurabiyeyi de yilda bir yapayim ben o zaman!! Hep yapinca kiymet bilinmiyor gordugum kadariyla.
K: Tamam sustum ben ya konustukca batiyorum...



Daha fazla evde tikili kalmasak iyi olacak gibi gorunuyor :))


Tuesday, November 27, 2012

Bir Singapur dugunu: deniz anasi, kopek baligi corbasi, vesaire...

Bir muddettir bekledigimiz dugun haftasonu gerceklesti sonunda. 
Haydi bakalim birde Singapur dugunu gorelim, nasil oluyormus neler yapiyorlarmis kutlamak icin diye hevesle bekledik onca zamandir, ama ne yalan soyleyeyim hevesimiz kursagimizda kaldi!
Biz milletce dugunun, eglencenin en alasina alismisiz, eglenmek deyince dibine vurmusuz onun icin beklentimizde o yonde oluyor hep.

Haftasonu gittigimiz dugun dugun gibi degildi ne yazik ki, luks bir otelde yenen yemek kapsamindan oteye gecemedi. Hani olur ya bayi toplantilari falan :))) Gerci onlarda bile muzik olur dans olur ya neyse... 
Ortalikta gelinle damadi gormeseydik dugun oldugunu anlayamayacaktik yani. Bende pek bir heveslenmis, hazirlanmistim dugun var diye. Dugun bahanesiyle kendime yeni elbise almayi da ihmal etmedim yani. Bakiniz fotograflardaki elbise (guzel ama degil mi?) Tabii elbisenin icindekinin ben olmadigim asikar :) 
Neyse elbisem yanima kar kaldi. Uzun zamandir istedigim pileli etek cilginliginin daimi tutkum sifonla birlesimi bu elbiseyi bulunca almamazlik olmazdi zaten! Tek eksik soyle eteklerimi savura savura ortalikta dolasacagim bir davet, bol bol oynanacak bir dugundu ama dedigim gibi bu dugun pek dugun gibi degildi!



Dugun adini verdikleri sey herkesin oturup topluca yemek yemesi ve sonrasinda evine gitmesiymis!
Gelinle damat salona girer girmez ilk dansi yapar ya hani bizde, burada oyle birsey yok! Gelinle damat salona girdi ve pastayi kesti :)) Pasta maket olmayaydi iyiydi ya :))) Anlayacaginiz pasta yemek yerine yemegin sonunda vicik (asurenin yandan yemisi) bir tatli yedik anca :) Gelinle damat maket pastayi kesti sonrasinda da ailelerinin masasina oturdu ve yemek yemeye koyuldu! Oyle gelin-damat masasi falan yok, dans eglence de hak getire, varsa yoksa yemek. Ben dugunum sirasinda ne masada oturabilmis nede bir yudum yemek yeme firsati bulabilmistim bunlarda ise tam tersiydi :)

Aslinda yemek kismina iyice ozenmeli ve detayli anlatmaliydim fotograflarla. Lakin salon pek bir karanlikti iyi fotograf almak neredeyse imkansizdi. Ayrica yemekler Cin usulu ortada donen bir tablanin oldugu duzenekle servis ediliyor ve herkes yemegini tabagina aliyordu. Eh o esnada "aman durun bir ellemeyin, yemeden fotografini cekeyim" falan diyemedim tabii ki :) O yuzden yemekler hakkindaki betimlemelerime inanmak zorundasiniz, fotograf yok bu sefer :)

Yedigimiz yemeklerin hepsi Cin usuluydu. Ilk gelen serviste artik iyice alistigimiz Cin ve Vietnam usulu pirinc yufkalariyla yapilan sigara boregi tarzi "spring roll", bol miktarda karides ve deniz anasi vardi. Evet yanlis duymadiniz bir yemedigimiz deniz anasi kalmisti onu da yedik tam oldu :)) Megerse deniz anasi Singapurdaki Cinli ailelerin dugunlerinin vazgecilmezlerindenmis. Nasil birseydi derseniz... Pek tadi tuzu yoktu aslinda, icine bol bol cili biberi koymuslar agzima cogunlukla onun tadi geldi. Dokusu ise kitir kitir, kikirdak gibi birseydi. Bugune kadar yemedigimiz icin pek birsey kaybetmedigimiz bir yiyecekti diyebilirim :)

Devaminda toplamda alti tabak ayri cesit ana yemek geldi. 
Ana yemeklerden biri kocaman bir servis tabaginda uzanmis yatan balikti. Halbuki buguda baligi hic sevmem ama oldukca lezzetli idi. En ilginci de masaya servis yapan garson kizin koskoca baligi bir cirpida on parcaya ayirmasi ve hic sorunsuzca kilciklarin hepsini temizleyivermesiydi.

Bir diger ana yemek bol miktarda oyster sosa (istiridye sosu) bulanmis yesillikler, mantar ve istiridye (abalone) idi. Oyster sos oldukca yogun kivamli ama mantar ve yesilliklerle gayet iyi giden bir sos. Lakin yemegin icindeki istiridyeler konservemiydi neydi lastik gibiydiler. Bu arada istiridye burada cok muhim bir yemek, ozel gunlerin bayramlarin olmazsa olmazlarindan ve oldukca pahali. Ancak dedigim gibi yemekte yedigimiz lastik gibi birseydi, isirsan isirilmaz cignesen cignenmez, yutsan yutulmaz! Bu benim istiridye ile ikinci karsilasmamdi, sevmedim sevemedim...

Bir diger tabakta ise bol miktarda brokoli, kocaman kocaman karidesler (tiger prawn) ve deniz taragi (scallop) servis edildi. Daha once defalarca yazmisimdir zaten buyuk boy jumbo karidesler bizim favorimiz :) Ama su deniz taragi denen mereti bir turlu sevemedim nedense. Nedense bana hep dil peynirini animsatiyor, onun gibi pek tadi tuzu yok ve lif lif ayriliyor insanin agzinda...

Sonrasinda corba geldi...
Bizde corba ilk basta gelir bunlarin akli basina sonradan geliyor :)) Isin asli su ki buradaki yemek yeme aliskanligi bizimkilere oranla oldukca farkli. Birkere gunun her saati herseyi yiyebiliyorlar. Bir diger seyde beyaz et, kirmizi et, deniz urunu, allah ne verdiyse karistirip yiyebiliyorlar! Ilk baslarda oldukca garipsemis olsak da simdi bizde ayirt etmeden yemekteyiz goruldugu gibi :)
Nerde kalmistim? corba diyordum degil mi...
Corba da gunun en ilginclerinden biriydi: Kopekbaligi yuzgeci (shark fin) corbasi! 
Aslinda kopekbaligi yuzgeci ile ilgili yemekleri uzun zamandir goruyor ama nedense pek denemeye yanasmiyor/yanasamiyorduk. Sebep su ki kopekbaliklari uzakdogu da sirf yuzgecleri icin avlanip yuzgeci kesildikten sonra tekrar okyanusa atiliyor. Ve tahmin edersiniz ki sonu olumle bitiyor bu vahsetin. Iste bu sebeptendir ki icimiz el vermemisti bir restorana gidip kopekbaligi yuzgecini denemeye. Icine bol bol yengec de ekledikleri icin corbanin kivami oldukca yogundu, jel gibiydi neredeyse. Cok yogun miktarda balik kokuyordu, birde jole gibiydi, eh duygusal sebeplerde eklenince hepten icim almadi ilk kasiktan sonra biraktim. Icinden ne kopekbaligi yuzgecini ayirtedebildim ne de tadini anlayabildim. Kocakisisinin vahsetine saglik "mhhhh" diye diye yuttu butun corbayi :)

Ardindan nar gibi kizartilmis ordek geldi, sanirim en zevkle yedigim yemek bu oldu :))

Ve sonrasinda da vicik soslara bulanmis Cin makarnasi ile yemekler son buldu...

Kapanisi ilk basta bahsettigim asure kivaminda, kirmizi fasulyelerden yapilma bir tatli ile yaptik. oyle dugun pastasi falan yoktu yani. Tatlinin icinde bol bol kirmizi fasulye, ne oldugunu masadaki Cinlilerin bile bilmedigi agac kabuguna benzer (!) birseyler, lotus tohumlari ve onceden surada bahsettigim susam toplarindan vardi.

Bu arada yemek yerken gelinle damada ait birkac video ve slayt sov izledik. Dugunun ortasinda gelinle damat gozden kayboldu ve kiyafet degistirip geldi! Evet yanlis duymadiniz kiyafet degistirdiler :) Hani oyle tradisyonel birsey giyseler anlayacagim ama gelinin ikinci tur icin bembeyaz gelinligi cikarip kirmizi gece elbisesi giymesi bana oldukca garip geldi :)) Ikinci kez salona girdiler, biz ikinci kez alkisladik :)) Sonrasinda maket pasta olayi gibi bir sampanya fasli yaptilar ve aile bireyleri ile sahneden sampanya icip kadeh tokusturdular. Biz ne mi yaptik? Ayaga kalkip ne oldugunu dahi anlamadigimiz Cince kelimeleri bagirarak onlara sans, mutluluk ve saglik diledik.

Dugun ile ilgili en ilginc notlardan birini daha eklemeden gecmeyeyim, o da dugun hediyesi! Zaten alismistik yurtdisinda bizdeki gibi altin takma adeti yok :)) Buralarda ya hediye alinir yada bir miktar para toplanir genelde. Ancak dugun oncesinde ogrendik ki burada dugun hediyesinin miktari belliymis, yani dugun yapilan yere gore belli miktarda para vermek sartmis! Hani hediye miktarlari da hic az degil, kisi basi 100 dolardan basliyor sagolsun, duyunca agzimiz acik kaldi! Nasil adettir, dugun masrafi bu kadar asikar misafirlerden mi cikarilir diye dusunmeden edemedik tabii.

Sonuc olarak bizim icin ilginc bir deneyim oldu, eglenip oynamadan sadece tikinarak bir dugun kutladik... Ayrica bizdeki dugunlere her ne kadar burun kivirsakta eglenmeyi bildigimize karar verdik ;)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails