Friday, May 4, 2012

Bir anime bir dizi

Hani eskiden bir yarisma vardi ya “bir kelime bir islem” diye, iste onun gibi oldu yahu bu baslik :) Ne gicik olurdum o yarismaya kendimi aptal gibi hissettirirdi ne kelimeleri dogrultabilirdim ne islemleri. Ben 2 kere 2 nin hesabini zar zor yaparken adamlar 10 tane alakasiz sayiyi birbiriyle toplar, cikarir, carpar ortaligi toz duman ederlerdi! Zannedersin ki herkes birer deha, birtek sen hatali gelmissin su dunyaya. Gelde kendini aptal hissetme, cocukluk yillarima vurulmus en buyuk darbe, bilincaltima kazinmis en yetersizlik dolu anlardan biridir! Ama isin asli oyle degilmis, buyuyunce sevindim tabii aptal olmadigim icin ve ekrandakilerin herbirinin birer deha olmadiklari gercegini de anladigim icin :) 

Gel gor ki cocuklugumdan beri degismeyen tek sey var su koca cenem! Ne anlaticaktim bak yine neler neler yazdim hala daha esas konuya gelemedim. Kucukken kuzenim hic susmadigim anlardan birinde “sen nefessiz konusmaya devam et ben senin yerine de nefes alirim arada” demisti, hic gitmez aklimdan :)))

Tamam tamam donuyorum esas konuya :) Burdan itibaren okuyacaklariniz aslinda 2011’in son aylarinda yazilmis ama bir turlu yayinlanamamis olan bir yazinin son rutuslari yapildiktan sonra daha okunur hale gelmisi…

*********

Anime seviyoruz ve hatta bayiliyoruz diyorum ama bir baksan blogumda anime ustune bir tek yazi yazmamisim!
Sebep?
Hic bilmiyorum :) 
Yok yok biliyorum aslinda, sanirim anime izlemeye kendimi kaptirinca onu bolup yazamiyorum, bitince de bitiyor iste. Birde anime dunyasina girmek, izlemek ayri sey, yazmak ayri sey! Sanki yazdigim zaman o keyfi ve animenin guzellgini anlatamayip haksizlik edecekmisim gibi hissediyorum.
Biliyorum acayibim :)



Seytanin bacagini kirmaya ve daha yeni bitirdigimiz animeyi yazmaya karar verdim. Yaz tatilinde kucuk kardes buradayken denk geldik bu animeye, gun asiri “hadi anime izleyelim ben sizinle hic anime izlemedim” diye aglasinca hadi dedik izleyelim. Ismi “Elfen Lied”, Turkcesini ne siz sorun ne ben soyleyeyim, simdi Turkcelestirmeye calisip katletmeyelim adi ustunde “anime” bu, her yani Japon adi niye Turkce olsun :)))  
Dedigim gibi kucuk kardes tutturunca oturduk izlemeye, hatta animeyi de kendisine sectirdik ama biz nerden bilelim bol miktarda sansur unsuru icerdigini. Japonlarin sansurluk animelere ve cizimlere duskunlugu bilmedigimz birsey degil aslinda ama daha once izledigimiz hicbir animede bu kadar asikar olanina denk gelmemistik, anime degil p.rno mubarek :))) (bende RTUK gibi sansurlu yaziyorum ki bir dolu sapik tek sozcuk sonucu solugu blogumda almasin)
Oturduk izlemeye derken, basbayagi ailecek! oturduk. Haydi bizim icin sorun yok da omrunde anime gormemis anne ile baba ile boyle seyler izlenirmi. Sor onlara cizgi film izledik derler :)) Hele hele g.tu basi acik karakterleri gorunce gozleri yuvalarindan oynadi :D Cizgi film dedigin cocuklar icindir, onda da kuslar bocukler olur! degilmi :)))) Daha ilk sahneler ciplak bir ablayla baslayinca ve babam “ana o ne oyle, noluyor orda” seklinde replikler sarfetmeye baslayinca ailece anime izleme fikrinin ne kadar yanlis bir karar oldugunu gorduk :D Baktik bu is boyle olmayacak, bu anime bizimkileri asacak biraktik ilk bolumden sonra.

Yaz telasesi, bizimkilerin gidis gelisleri falan derken unuttuk tabii. Sonraki aylarda kocakisisi ile ne izlesek, onu mu izlesek, bunu mu izlesek derken aklimiza geldi bu anime ve yeniden izlemeye aldik. Geleneksel olarak bir bolum bir bolum daha, ay gec oldu ama hadi bir bolum daha atalim seklinde kisa surede bitirdik zaten koskoca animeyi :) Koskoca derken yuzlerce bolum degil tabii digerleri gibi (Bkz:Bleach)
Bunca konustum bir turlu icerigi hakkinda bilgi vermedim degil mi ;) Bir cesit virus ile dunyaya gelen ve insan gibi gorunup aslinda insanlardan farkli ozellikleri olan cocuklarin hikayesini anlatiyor bu anime. Off dedim ama ben basta anlatamiyorum diye :D Bu ne bicim cumle, bu nasil bir aciklama, ben okusam hayatta izlemem su animeyi :)) Bak ziyan ettim resmen tek seferde :))

Ana karakter Lucy daha baslangicta endamini gosteren ciplak karakter :) Ancak oyle ciplaklik falan goze batmiyor hic, aksine hikaye orgusunu anlamaya odaklaniyorsunuz izlerken.

Lucy ile Nyuu arasinda gidip geldikce acaba hafizasini mi kaybetti yoksa numara mi yapiyor diye dusunuyorsunuz birkac bolum surekli.
Iki karakter arasindaki gecis ve hikayenin orgusu oldukca surukleyici dedigim gibi.
Birde Lucy'nin karanlik ve tekin olmayan halleri pek bir "cool" gorundu bana :)) Sirf goz sekillerinin farkli cizilmesi ile bile nasil bir anda birkac yas birden buyuyor bu karakterler inanilmaz :) Sanirim anime izlerken ergenlik yillarima donuyorum :))


Dedigim gibi Lucy ile Nyuu arasindaki gecisler etkileyici. Bir yandan Lucy'nin icinden cikan seyi cozmeye calisirken oteki yandan kucuk kedi yavrusu gibi Nyuu ya inanilmaz bir sempati besliyor insan izlerken :)










Her ne kadar icerikle ilgili bilgi verme konusunda pek basarili olamasam da eger bir anime severseniz mutlaka izleyin derim, sakin kacirmayin. Valla izleyin bak ya cok guzel ;)

Gelelim dizi kismina, soz bunu adam gibi anlaticam batirmayacagim :))) Bol miktarda Kore dizisi izleyip birde surekli olarak onlari aman soyle guzel aman boyle guzel diye anlattigim icin ilk etapta bunu da Kore dizisi sanabilirsiniz, ama degil! Kore dizilerinden yorgun dustugumuz bir anda (bir tanesi bizi cok feci yordu, bak hala daha yazmadim onu) arkadaslardan birinin bahsettigi bu Japon dizisini gordum surekli dizi izledigimiz sitede. Her ne kadar ismi “Liar Game” olsa da super bir Japon dizisiydi :) 


Liar Game adindan da anlasilacagi gibi bir yalan oyunu. Dizi ilk basladiginda karakterler, cekimler, kiyafetler falan oldukca sacma ve anlamsiz gelse de biraz dayanin derim. Ilk dakikalarda ana karakterlerden biri olan kiz (Nao-chan) aptallik otesi safligiyla insani cildirtsa, sac bas yoldursa da acaba sonra ne olacak diye dusunmekten kendinizi alamiyorsunuz izlerken. Dizi genel olarak "Yalan Oyunu" na dahil olan insanlari ve bir digerinin elindeki parayi alabilmek icin insanlarin neler yapabilecegini gozler onune seriyor. Bazi bolumlerde agzinizdan dokulen hayret nidalarini tutamiyorsunuz. Bazi bolumlerde ise olanlara sinirden oldugunuz yerde tepiniyorsunuz :)) 
Hesap kitaplar, entrikalar, insanlarin para icin yapmayacagi sey yok duygusu sarip goturuyor. Diziyi izlerken bir yandan da yazarin (ki bildigim kadariyla bu dizi manga imis daha once) dehasina hayran kaliyorsunuz. Liar Game'in birinci bolumu yetmiyor ikinci bolumu de bir cirpida bitiriyor insan. Finale geldiginde film ile karsi karsiya kaliyor. Guzel bir final filmi ile noktalamislar.




Uzak dogu dizilerine, filmlerine duskunseniz sakin kacirmayin derim. Pisman olmazsiniz ;)

4 comments:

  1. ödüllendin,detaylar ''beni sizler var ettiniz ^^ versatile blogger '' adlı postumda :)

    ReplyDelete
  2. KavrukSusam bakiyorum hemen ;)

    ReplyDelete
  3. Elfen Lied'in açılış müziğine bayılırım...

    ReplyDelete
  4. Sinem ben en cok Dead Note'un ilk soundtrack ine bayiliyorum, izlemediysen ve dinlemediysen siddetle tavsiye ederim ;)

    ReplyDelete

Yorum birakan elleriniz dert gormesin ;)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails