Sunday, July 15, 2012

Maya takvimi

Meksika gezimizin en onemli hatiralarindan biri; kendimize ozel yaptirdigimiz Maya takvimimiz...
Daha once de bahsetmistim bu maya takvimimizden.

Gezi sirasinda gordugumuz kadariyla Mayalar yuzyillar oncesinden suregelen aliskanliklarini, kulturlerini, dillerini ve varliklarini surdurmek icin ellerinden geleni yapiyorlar. 
Hala daha "Maya" dilini kullaniyorlar, hala daha koylerinde ve kabilelerinde sifacilar bulunduruyorlar(mis) ve hala daha yildiz haritalarini okuyup ona gore yasamaya ozen gosteriyorlar...

Meksika'nin ic kisimlarinda, ormanlarin icinde teknolojiden ve nimetlerinden uzak, kabileler seklinde yasayan binlerce Maya varmis gunumuzde bile. Bizim gorme sansimiz olmadi ne yazik ki, tur rehberimiz anlatti detaylariyla.

Tabii bizim gittigimiz yer turistik bir bolge oldugu icin hem turistlerin ilgisini cekecek hemde onlara gelir saglayacak boyle bir uygulama yapmislar, guzel de olmus. Turistler cevredeki arkeolojik yerleri gezerken, belirledikleri ozel gun icin kisiye ozel takvim hazirlaniyor, mesela dogumgunleri, yildonumleri, sevdiklerinin veya cocuklarinin dogumgunleri gibi...
Takvimler tamamen Maya alfabesinden ve ozel el boyamasindan olusuyor. Tam anlamiyla Meksika'ya, daha dogrusu Maya'lar a ozgu bir hatira...



Fotograflardaki bu ilginc sekillerde Maya lafabesinin karakterleri. 
Karakterlerin kimi gunleri, kimi aylari, kimi de yillari anlatiyor, kimisi de o ozel gunun anlamini ifade ediyor tabii yine Maya takvimine gore.

Gezimiz ile 12. yil kutlamamiz ayni zamana denk gelince takvimi yildonumumuzun anisina yaptirmaya karar verdik.
Biz Chichen Itza gezerken takvim 12.yilimizin detaylarini icerecek sekilde hazirlandi, ve elde boyandi. Simdi ise evimizin duvarinda yer alacagi gunu bekliyor sabirsizlikla :)

Tabii bu takvimi okumak ve anlayabilmek icin yaninda birde kitapcik veriyorlar, hangi karakter ne anlama geliyor, neyi ifade ediyor diye aciklayan. Bir elde kitapcik bir elde takvim cozmek icin ugrasmak gerekiyor :)) Ama eglenceli de, eski yazitlari cozup define arar gibi :))




Gunler oncesinden fotograflari cekilmis ama yayinlanamamis bu yaziyi da ekleyip hizlica Pazar gununun geri kalaninin tadini cikarmak icin kaciyorum...

Iyi pazarlar herkese :)

Monday, July 9, 2012

Cocuklugumun vazgecilmez tadi


Cocuklugumun vazgecilmezlerindendi beze.

En az zararli ve en dogal tatlilardan biri oldugu icin annemi ikna edip aldirabildigim yegane seydi cunku :) Alerjilerle donatilmis bir cocuk oldugum icin oyle sekerleri cikolatalari istedigim gibi yiyebilme luksum yoktu, zaten simdiki kadar cok seker cikolata da yoktu ya eskiden… 

Annem isten ben okuldan ciktigimda, her zamanki eve donus yolumuzun uzerinde eski bir mahalle firini vardi. Tazecik bezeler paket paket dururdu firinin caminda, beni beklerdi sanki :))) 
Oyle her gun veya her istedigimde alinmazdi tabii – alinamazdi yokluk vardi eskiden – onun icin annem firina birsey almaya girince deli gibi sevinirdim cunku o zaman bana da bir paket beze alirdi mutlaka :)

Gerisi tatli bir hayal, acilan paketten gelen essiz seker kokusu ve dilimin uzerinde eriyen bezeler…



Nerden cikti bunca nostalji simdi, degil mi?
Gectigimiz yilbasi kurabiye suslemek icin buradaki bir pasta kurabiye dukkanindan Wilton marka“meringue powder” (Turkce’de yumurta aki tozu diyen de var beze tozu diyende) almistim. Ellerindeki tek kutu da neredeyse yarim kiloluk bir kutu oldugu icin onu almistim, ama o gunden beri gelip gecip ben bununla ne yapsam diye dusunuyordum acikcasi :) Ta ki gecenlerde yine pasta borek bloglarini gezerken gozlerimi bezelerden alamayincaya dek…

Anlayacaginiz haftasonu kollari sivayip beze yapmaya giristim :)

Sonuc mu?

Iste burada…



Cocuklugumun o tatli anlarina donuverdim dilimin uzerinde eriyen bezelerle birlikte :)

Tarif isteyen olursa buyrunuz buradan;

Beze Tarifi

Malzemeler:
- 1 yemek kasigi meringue powder (beze tozu yada yumurta aki tozu)
- 8 yemek kasigi toz seker
- 1/4 cup su

Yapilisi:
- Meringue powder ve sekerin yarisini su ile karistirip mikserin en yuksek hizinda 5 dakika cirpin.
- Kalan 4 kasik sekeri yavas yavas ilave edip cirpmaya devam edin.
- Kivamlaninca krema torbasina doldurup firin kagidi yayilmis tepsilere SIKIN.
- Onceden isitilmis 100 derece firinda 45 dakika ila bir saat arasinda pisirin / kurutun.


Dipnot: bezelerin boyutuna gore sure degisiyor, eger kucuklerse 45 dakika yeterli buyuklerse 1 saat gerekiyor.

Saturday, July 7, 2012

Bana ve kitaplara dair birseyler

Bana dair pek birsey yok aslinda, yogun gunler is guc kosusturmaca ile geciyor. Yazilacak cok sey var ama vakit yok. Butun gun isin getirdigi yorgunluga yenilerini ekran basinda eklemektense kitaplara gomulup dinlenmeyi tercih ediyorum biraz da su siralar...

AZ'i okumaya basladim, elimden birakamiyorum tum igrencliklere ve sinir bozukluguna ragmen! Bitsin onun hakkinda uzun uzun yazarim yine.

Bir de gecenlerde Sergul'un tavsiyesi uzerine Vikitap sitesine bir goz gezdireyim dedim, ayrilamadim siteden hemen uye oldum :)
Konu kitaplar olunca da paylasamadan duramadim, hani tum kitap kurtlarinin haberi olsun bundan diye :)

Sirf kitaplara dair sanal bir paylasim ortami. Tam anlamiyla kitap severlere gore bir site. Okudugunuz, okumak istediginiz tum kitaplarinizi listeleyebileceginiz, diger insanlarla kitap alisverisi yapabileceginiz, kitaplar hakkinda yorumlari ve degerlendirmeleri gorebileceginiz bir site. Teknolojiden ve sanal ortamdan biraz yoruldugum su gunlerde sanal bile olsa kitaplarla ilgili olunca iyi geldi aslinda :))


Kitaplara daldim gittim...

Son zamanlarda okudugum kitaplari ekledim biraz, digerlerinin okuduklarina goz gezdirdim bol bol...



Su anda oldukca yeni bir site ama eger amacina ulasirsa ilerleyen zamanlarda guzel bir ortam ve paylasim araci olacagi dusuncesindeyim. Onun icin kitap severler bos durmayin sizde uye olun derim, eminim memnun kalacaksiniz ;)

Sanirim bu haftasonunu da evde isleri tamamlamaya ve vakit bulursam mutfak maceralarima devam etmeye adayacagim :)

Herkese en guzelinden bir haftasonu diliyorum...

Sunday, July 1, 2012

Durum raporu: kurabiyeler, anilar ve cenaze

Biri altimizi kapatsin biz servise haziriz burada :)))
Yaniyor buralar yine yahu!

Anlasilacagi uzere bir haftasonunu daha evde sicaklarla bogusarak gecirmis bulunmaktayiz :) Zira disari adim attigimiz ilk dakikada resmen izgaranin uzerine konmus biftek gibi cizirdamaya baslamamiz an meselesi :)

Gecen surada gordugum kurabiyeleri yapayim dedim firsattan istifade :) Pandan yaprakli hindistan cevizi dolgulu kurabiye... Pandan yapragindan daha once de bahsetmistim uzakdoguya ozgu oldukca aromatik yesil bir yaprak, tabii ben yapragi degil ozutunu kullandim. Kurabiyeler efsane oldu, makaronun kurabiye versiyonu resmen :)
Lakin tarif yok, pek usengecim yazamayacagim tek tek, yukarida verdigim linkte detaylari mevcut :))

Dip not olarak sunu belirteyim oradaki aplanin dedigi gibi 180 derecede pisince renkleri sarariyor, bu guzelim yesil rengin yerinde yeller esiyor, ben degistirdim 160 derece yaptim onu :) Birde icine konan hindistan cevizli karisima sut yerine bol bol krema koydum ancak surulebilir bir kivama geldi.
Yapan olursa afiyetler olsun...




Haftasonunun anilar kismina gelirsek... aslinda yine yemek icmek var isin ucunda :)))

Almanya yillarimizdan kalma ufak bir ozlem giderirdik, hayatimin ilk ve en basarili "Pretzel" denemesini gerceklestirdim :)
Pretzel ne diyecek olursaniz, Alman simidi efendim ;) Aslinda degisik bir halka seklinde oluyor orjinali ama hem olurmu olmazmi diye tam emin olamadigimdan hemde Haniela'nin tarifi de boyle oldugundan kucuk kareler seklinde yaptim - fotograf sizi yaniltmasin aslinda kare idi! onlar, piserken sekilleri kaydi :))))

Sicacik pretzellerin yanina hazirlanan almanlarin geleneksel atistirmaligi spundekase (peynirli yogurtlu bir karisim), bira ve apfelschorle (soda elma suyu karisimi) bize komple bir Almanyayi anma gecesi yasatti, ki ne yalan soyleyeyim ozlemisiz :)
Tabii biraz fazla ozlemis olsak gerek tum pretzelleri yiyip mide fesadi gecirmenin esiginden donduk kocakisisi ve ben :)))))



Basliktaki cenazenin ise cok sukur bizle hic ilgisi yok! 
Bizle ilgisi yok ama gunlerdir tantanasini cekiyoruz gecenin bir yarisi oldu hala bitmedi, not dusmeden gecemiyorum. Burada binalarin alt kisimlarinda (hani bizde genelde dukkan yapilan kisimlar) bosluk alanlar oluyor genelde. Yani en azindan toplu konut seklindeki HDB binalarda. Iste o bosluklarda dugun dernek yapildigini gorduk cogunlukla, cuma gunu de karsi apartmanin altinda hazirliklari gorunce dugun sandik, yanilmisiz! Baktik ki teyzenin birinin tabutunu oldugu gibi koymuslar. Gunlerdir tabut ortada, gelip gidip yemek yiyip birde es dost mahalleliyi doyuruyorlar gordugum kadariyla.

Geleneklerine gore kagitlardan yapilma ev, araba, para figurlerini yakip ortaligi ise boguyorlar :)) Bunun sebebi de bu dunyadan giderken tum mallardan kurtulup arinmalarinin semboluymus, lakin gercek mallari yakma islerine gelmeyince boyle bir yol bulmuslar sanirim :) Artik burnumu hissizlestiren tutsuler ise cabasi! 
Isin en ilginc yani ise bu sicakta o cenazenin sabah aksam ortada durmasi, kadin kokustu yahu, yeminle kokustu gomseler artik sunu da icim rahat etse :)
Son olarak da aksam ustu baslayan ve halen daha dinmeyen, mehter marsi tingirtisini andiran (ziller. davul, vs...) muzigin susmamasi tuz biber oldu. Evin icinde tapinak ayini dinledik tum gun, artik sinirlerimiz oyle gevsedi ki kocakisisi surekli gulup duruyor, olan benim adama oldu yahu :)))

Vakit gec olmus ben kacarim yavastan, tabii bu tingirtilarla uyumak mumkun olursa :)
Size de keyifli bir Pazar dilerim (ya da Pazar aksami dilemeliyim sanirim) en az tingirtilisindan ;)

Thursday, June 28, 2012

Bayiliyorum bu oyuna

Ne zamandir oyun yazisi yazmamisim...
Hele hele daha ilk goruste kartlarina vuruldugum bu oyundan bahsetmemem ne buyuk kayip. Fotograflari cekip yukleyeli aylar olmus halbuki, unutulmus kalmislar.
Kartlarinin her biri bir sanat eseri gibi, inanilmaz bir hayal gucunun eseri...
Oyunun adi Dixit, bir Fransizin elinden cikmis, zaten kartlarin uzerindeki resimlerde acikca belli ediyor bunu sanirim :)


Dedigim gibi daha ilk goruste vuruldum kartlari gorunce, mutlaka almaliyiz listesine girdikten az bir sure sonra da aldik zaten :))

Ancak biraz acele etmis oldugumuzu oyun elimize ulasinca farkettik ki! oyun en az 3 kisiyle oynaniyormus :)) Bizim evde ise kocakisisi ile benden baska kimse yok ki :) Oyunu hakkiyla oynamak icin bizimkilerin ziyarete geldigi tarihe kadar beklemek zorunda kaldik, iyiki de beklemisiz oldukca eglendik hep birlikte oynarken :))


Aslinda cok basit bir oyun, her oyuncu elindeki bir karti secerek ve karti gostermeden bir hikaye anlatiyor, veya sarki soyluyor, veya bir kelime soyluyor, her ne isterse... 
Daha sonra diger oyunculardan her biri anlatilan hikayeye en uygun ellerindeki karti kapali olarak veriyorlar ve deste karistiriliyor. Oyunun amaci deste yeniden acildiginda diger oyuncularin hikaye anlaticisinin elindeki karti bilmesine dayaniyor. Tabii herkes bilirse veya hickimse bilemezse anlatici kaybediyor ;)


Ailecek veya yakin dostlarla oynamak icin birebir bu oyun. Ozellikle ayni gecmisi, ayni zamani gecirdiginiz insanlarla bag kurmak ve hikaye anlatmak cok zevkli ve kolay oluyor.

Sanirim bizim ailece oynadigimiz zamandan en cok aklimizda kalan ve bizi en cok gulduren babamin anlattigi "nev-i sahsina munasir" garip hikayelerdi. Sonuc olarak kendi hayal dunyasinin salt ornekleri ile bizi saskina cevirdi, kartla hic mi hic alakasi olmayan hikayeler anlatip bizi afallatti :) Birde ustune "ee hic biriniz bilemediniz ben kazandim" diye iddia etmezmi :)))


Tum desteden sadece birkac ornek...





Dedigim gibi kartlar harika, her birinden ne hikayeler veya ne anilar cikiyor...
Sizde bakin bakalim kimbilir ne hikayeler gelecek akliniza ;)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails