Thursday, November 8, 2012

Durum raporu ve Kuskonmazli pasta!

Son yazdigim yazi uzerine pisman oldum bir miktar. Yasadiklarimi yazmak, icimi dokmek istemistim sadece, ama sanirim bizde dahil olmak uzere herkes alismis bizim eglenceli hallerimize fazla agir kacti o yazi. Hatta ciddi ciddi aklimdan gecti kaldirsam mi yaziyi diye, kocakisisi "moral bozucu" buldu. Lakin aklimdan gecen sey moral bozmak degil yasadiklarimizi paylasmak, tarihe not dusmek ve animsamakti hayatin degerini...

Yazdiklarimdan vazgecmiyorum, orada bir kosede dursun bize yasadiklarimizi animsatmaya...


Ufak bir dipnot duseyim ayrica, kocakisisi hepinize cok cok tesekkur etti samimi duygulariniz ve guzel dilekleriniz icin.



Ama hastalik modunda kalmaya da hic niyetimiz yok tabii onun icin bol gezmeli, neseli guzel yazilar yazayim hemen. Once aglatip sonra ilk firsatta gobek atan sabah kusagi programlari misali olacak biraz ama :) Eh yillar yili Seda Sayan’a maruz kaldik televizyonlarda, biz acmasak televizyonu konu komsu aciyordu sesini duyuyorduk sonuc boyle oldu :)

Haftasonu kocakisisinin dogumgununu kutladik. Aylar oncesinde gorup, iste tam kocakisisine gore bir dogumgunu pastasi diyerekten aklimin bir kosesine kazidigim pastayi yapmaya giristim. Sevdicegimin en sevdigi sebzelerden biridir kuskonmaz. Onun icin kollari sivayip kuskonmazli pastayi yapmaya giristim hemen. Tam iki gunumu aldi ama sanirim ugrastigima degdi :)

Siz ne dersiniz?


Kuskonmazlari tek tek seker hamurundan yaptim, birazcik kisa oldular sadece ama yine de idare ettiler durumu. Gercekten de karsidan gercek kuskonmaz gibi gorunmuyorlarmi?


Icinin kekini ise her zaman yaptigim cupcake tarifinden, kremasini da daha once yapip cok begendigimiz krem peynirli frosting (kaplama) den yaptim. Yapilis detaylari ve ayrintili aciklama icin buraya buyrunuz.


Gecen yil hediye konusunda citayi oldukca yukselttigim icin bu yil acaba ne yapsam diye kara kara dusunuyordum. Gectigimiz yil o kadar cok eglenmistik ki kolay kolay onun yerini tutacak birsey aklima gelmedi acikcasi. Kafa dagitmaya ve eglenmeye ihtiyacimiz var, acaba yine Universal Studio ya mi gitsek dememle kocakisisinin bu teklife atlamasi bir oldu. Firsat bu firsat diyerekten atladim bende tabii, hem kocakisisinin dogumgununu kutlayacagiz hemde bende bol bol eglenecegim, hic atlamazmiyim! Velhasil yine kaslarimiz tutulana kadar o hiz treni senin bu hiz treni benim gezdik durduk. Gecen seneden pek farki olmadigi icin fotograf eklemiyorum, cunku pek fazla cekmedim bile.

Ayrintilar burada

Yalniz gecen seneden farkli olarak Transformers kismini eklemisler ki, birtek onun icin bile yeniden gidilirdi! Muhtesem bir tecrubeydi, uc boyutlu hiz trenini ilk kez denemis olduk. Uc boyutlu hiz treni ne ola ki derseniz... Gozumuzde 3D gozluklerle hiz trenine bindik ve o anda kendimizi tranformerslardan birinin icinde bulduk. Ekrandaki filmlerden birinin icine dusmus gibiydik, cilgin bir kacma kovalamaca, tepemizden takla atarak savrulan arabalar, suratimizda patlayan alevler ve en cilgini da gokdelenin tepesinden dusmekti sanirim :) Evet gokdelenin tepesinden de dustuk tam oldu, hani bunu da denemedik demeyiz! Tek hatirladigim o korkuyla gozlerimi kapayip cilginlar gibi ciglik attigimdi :) Sonuc olarak anlatilmaz yasanir diyecegim turden bir deneyimdi.

Velhasil cok eglendik yine, bu dogumgunu kutlamasi bizde aliskanlik mi yapiyor ne!

Iyi ki dogmussun sevdicegim…

Friday, November 2, 2012

Hayat bazen gercekten acimasiz olabiliyor

Iki haftadir bogazimda kocaman bir yumru var yutamadigim...

Iki hafta once bugun kocakisisi eve geldi sapsari bir yuzle.
"Metin ol anlaticaklarim icin" dedi. 
Bir insan nasil boyle bir cumle karsisinda metin olabilir ki? 
Saniyeler icerisinde binlerce hikaye yazdim kafamda, ama sonradan farkettim ki hicbirinde ona yer yoktu, insan en sevdigine yakistiramiyor hicbirseyi hele hele sapasaglam karsisinda dururken!
"Doktordan geliyorum" dedi, halbuki sabah evden cikarken hicbirseyi yoktu sevdicegimin...
Dedim ya insan en sevdigine yakistiramiyor hicbir kotu seyi diye.
Kolunun altinda bir kitle farketmis ise gidince, biraz kurcalayinca da fenalasmis (zaten bayilir kendi kendini bayiltmaya) dosdogru doktora gitmis. Doktor iyi de olabilir kotu de olabilir herseye hazirlikli olun demis...

Iste o andan beri bogazimda kocaman bir yumru var yutamadigim!
Hayat bazen gercekten cok acimasiz olabiliyor.
Kendimi yuzlerce kilometre hizla giderken birden bire onumde beliriveren bir duvara carpmis gibi hissettim o an. 
Yasadiklarimi anlatmaya kelimeler yetmez, hem hangi kelime anlatabilir ki sevdigimi kaybetme korkusunu?
"Acaba ne kadar zamanimiz var" diye kendi kendine sormanin, yuzune bakip sevdigim herseyi hafizama kazimaya calismanin dayanilmaz agirligini...
Sevdigimin karsimda "seni yeterince sevebildim mi? korkuyorum seni yalniz birakmaktan" dedigindeki caresizligimi...
Hangi sozcuk ifade edebilir yuregimin daglanmasini?

Iki haftadir bogazimizda yumru, yuregimiz alev alev sarildik SIMSIKI birbirimize.
El ele, gonul gonule verdik, inandik ne olursa olsun bunu da atlatacagimiza.
Hani zaten birbirimizin kiymetini biliyorduk ama daha da kenetlendik iste.
Gundelik hayatin telasesine gommemeyi ogrendik sevgimizi... 
Bir bakisin bir gulusun, beraber gecirilen dakikalarin ne kadar degerli oldugunu ogrendik...
Harcanan vaktin geri getirilemez oldugunu ogrendik, ama ancak kaybedince...
Ne kadar sansli oldugumuzu ogrendik birkez daha!

Bunlari yaziyorum, yazabiliyorum cunku yuregimize biraz da olsun su serpilmis bulunmakta.
Tum testler, tahliller, doktor gorusmeleri iyi yonde sonuc verdi cok sukur!
Tetkikler hala daha devam etse de simdilik kotu birsey yok gibi gorunuyor, umuyoruz ilerleyen zamanlarda da olmaz, sizlerde dualarinizi bizden esirgemeyin lutfen.
Allah kimseyi boylesine durumlarla sinamasin demekten baska birsey gelmiyor elimden.
Bugune kadarki en zorlu hayat sinavimizi verdik, umariz bu ilk ve son olur.

Ve benden nacizhane tavsiye; kaybetmeden hayatinizin ve sevdiklerinizin degerini bilin. 
SIKICA sarilin onlara sebep olmaksizin. 
Illaki bizim gibi bir sefkat tokadina maruz kalmayin yaninizdaki insanlarin degerini anlamak icin. 
Vakit ayirin, zaman yaratin, hayatin telasesinde yitirmeyin en guzel anlarinizi...

Monday, October 15, 2012

Pazartesi Sayiklamalari




Gunlerdir is guc kendimi kaybetmis durumdayim, dolayisiyla da hersey gibi blogu da boslamisim. Yeni yazi talihsiz seruvenler dizisinden olsun dedim, gerci bizim basimiza gelmeyen kalmadigi icin her gunumuz talihsiz seruvenler dizisi ya o ayri :)))

Dedigim gibi is guc kendimi kaybettim yine, pek bir yogunum.
Yorgunum ayni zamanda, stres bir yandan diger faktorler bir yandan…

Gectigimiz hafta uykusuzluk iyice basima vurmus durumdaydi - simdi de uykusuzum gerci birsey degismedi. Gece gec saatlere kadar is yapmaktan yorgun ve uykusuz dusmenin yani sira gece uykusunda da rahat yok komsular sagolsun!
Artik yan komsu mu yoksa alt komsu mu bilemiyorum ama biri veremli kesin! Gidici yani cok vakti yok, ama gidemedi bir turlu! Saka falan degil yahu cok feci, bir insan sabah aksam cigerleri sokulurcesine oksurup konu komsuyu dahi uyutmazmi, resmen verem kogusu gibi! 

Onceleri dedim ki “Aman sabirli olayim yaziktir hastadir, belki kimi kimsesi yoktur”, sabrettim. Aradan uc bes gun gecti durumda degisiklik yok, “Bu ne ya bu kadar oksurulurmu insanda ciger kalmaz, kalk bi su ic bi cay ic kendine gel yahu” diye soylenmeye basladim. Son birkac gundur o cigerleri sokulurcesine oksuruyor ben milyonlarca koyun sayiyorum, ama giden uyku geri gelmiyor tabii anca sabaha karsi sizip uyuyorum. Bu hafta da iyilesmezse ben kim oldugunu bulup ya girtlagini SIKICAM ya da sacindan surukleyerek doktora goturucem.

Velhasil haftanin uykusuzlugu ve yorgunlugu ile gecen gun aylardir bir firsatini bulup gidemedigim kuafore gittim.  Maksat saclarimin birazcik boyunu kisalttirmak. Ancak uykusuzluktan gozu donmus, 2.5 numara miyop bir insanin kuafore gitmesi kadar vahim bir durum daha yok ben size diyeyim!

Miyop olanlar bilir, 2-3 numara karsi kaldirimdan babaniz gecse gormemeniz icin yeterli bir bozukluktur. Eh dolayisi ile bende kuaforde gozumdeki gozlugu cikarinca karsimdaki aynada anca bir siluet gordum kendime dair. 

Ve sonrasinda;

Kuaforume sacimi kisaltmasini soyledim.
O sacimdan bir tutam tutup bana gosterdi “bu boy iyi mi” diye.
Ve ben uykusuzlugun verdigi sersemlikle, tum beyin hucrelerim olmus hicbir sey dusunemezken, ve birde ustune gozluksuz bir halde aynada sadece bir siluet gorurken “iyi” deme gafletinde bulundum!!
Be allahin kulu nasil olur da aynada gormedigin birseye iyi dersin!

Sonuc olarak gozlukleri geri taktigimda artik karsimda benim siluetim degil de kirpilmis sadece kulaklari kalmis kafam vardi :))) Gul seyirci gul, burada hoykurerek gulmek serbest, hele birde bu halimi gorsen! Uykusuzluk ve miyopluk birlesimi olarak kusa dondum resmen…

Kocakisisi gonlum olsun diye cok guzel olmus deyip duruyor sagolsun – belki de gonlum olsun diye degil gercektendir? Fakirin ekmegi umut naparsin :))) Ancak isin gercegi ben aynaya baktikca formasini giymek uzere bir okul ogrencisi goruyorum resmen, bir iki yanimda kurdelem eksik :)

Friday, October 5, 2012

Dizi dizi diziler

Kimini yazip yayinlamamisim aylar olmus, kimini yazarken yarim birakmisim, kimini de yazayim deyip gecmisim baslamamisim bile...
En son ekranin basina oturup birini daha yazmaya niyet ettim, birde baktim ki eskilerden eksik kalan kalana...
Eh bu sebepten eski-yeni, yarim-butun tum dizileri toparlayayim dedim bu postta :) Sizinde begendikleriniz olursa aradan secer secer izlersiniz artik ;)

Ilk sirayi gectigimiz hafta basi baslayip hizlandirilmis bir sekilde (sanki pesimizden atli kovaliyor) haftasonuna iki sezonunu bitirdigimiz ve bitince de "iyi ama ne izleyecegiz biz simdi yaa" dedirten, ikinci sezonu simdilik bitirmis olsak da hala daha ruyalarimdan ejderhalari atamayisimin tek sebebi olan "Game of Thrones" a veriyorum.


Fantastik filmlere ve dizilere bayilanlar icin birebir. George Martin'in "A Song of Ice and Fire" serisinden duzenlenmis bir dizi ki ben bugune kadar bu seriyi ve hatta bilgisayar oyunlarini nasil gozden kacirmisim ona yaniyorum! Ilk firsatta kitaplar alinip okunacak, zira dizinin cekiminin sonlanmasina daha biraz var gibi :))

Adindan da anlasilacagi uzere dizi "Taht Oyunlari" uzerine. Oncelikle harika bir jenerikle basliyor, her seferinde kocakisisi ve ben ah su maket bizim olsa ne oynardik diye ic gecirdik :))
Yedi farkli kralligi bunyesinde toplayan kralin, ailesinin ve tum kralligin tum entrikalarini, alavere-dalaverelerini, akil almaz planlarini izliyorsunuz. Tabii bol miktarda fantastik detaylarla suslenmis sekilde :) Gerci fantastik detaylar haric bu yazdiklarim bol miktarda gunumuzde de var, asirlar gecse de insanlar degismiyor sanirim...
Kralin cevresindekilerin, basta ailesi olmak uzere, tek derdinin guc oldugunu ve insanlarin bu guce sahip olabilmek adina neler neler yapabilecegine sahit oluyorsunuz izledikce. "Yok artik" diyorsunuz, "yuh yahu bu kadarda olmaz!", "ne tahtmis kardesim millet yapmadigini birakmadi k.cini koymak icin" diyorsunuz :)


Dedigim gibi fantastik oykulere bayilanlar icin bulunmaz bir nimet bence, ve kesinlikle cok kaliteli bir yapim! Tum cekimler acik alanda ve gercek mevsimlerde cekiliyormus, zaten onun icin her sezon anca 10 bolum cekiyorlar. Ve birinci bolumden baslayarak insan soluksuz izliyor, hele hele her bolumun bitisi insani soka sokuyor. En beklemediginiz anda en beklemediginiz sey oluyor, kesin olur gozuyle baktiklariniz bir anda yerle bir oluyor falan... Suprizlerle dolu bir dizi yani :)

Tek dezavantaji var diyebilirim o da bol miktarda kan ve cinsellik icermesi. Bana sorarsaniz pek de abartilacak detaylar degildi ama birkac kez yemek yerken denk geldik istahim kapandi diyebilirim :) Ancak yine de hikaye oylesine harika ki bir sure sonra hicbiri goze gorunmuyor, sadece biraz SIKIN disinizi o sahnelerde derim ;)
Sonuc olarak kacirmayin diyorum! 
2. sezon bitti, 3. sezon Nisan 2013'de imis :( Bekliyoruz bizde simdi haci bekler gibi :D

Pek oyle film veya dizi incelemesi yapan/yapabilen bir insan degilim, hem cok fazla detay vermekten de hoslanmiyorum olurda ufacik birsey kaciririm agzimdan izleme keyfi kacar diye :) Onun icin eger dizi hakkinda detayli bir inceleme okumak isterseniz buyrun burada. Ama ben yine de diziyi izlemeden incelemeleri okumayin dizinin suprizi kacar derim ;)



******


Ikinci siraya herkesin agzindan dusmedigi icin nasil birseymis bu diye merak ettigim ve yine gectigimiz hafta can SIKINTISI ve bosluktan goz attigim "Once Upon a Time" i aliyorum. 
Tabii siralama dediysem yeni-eski sirasi bu, basari siralamasi degil yani :))


Bu dizi tek kelimeyle beni hayal kirikligina ugratti!

Belki Game of Thrones gibi bir efsanenin ardindan izledigim icin, belki de cogu yerde fazlaca abartilarak anlatildigi icin bilemiyorum. 

Dizide cocuklugumuzun peri masali kahramanlari gunumuz dunyasina geliyorlar. Kotu kalpli kralicenin dunyayi kastederek "mutlu sonlarin olmadigi cok kotu bir yere gidiyoruz, hayal edemeyeceginiz kadar kotu" deyisi bu dizideki en buyuk favorim sanirim :) Dogru soze ne denir!

Ilk basta hikaye ve karakterler ilginc gelse de bir sure sonra hikaye bogmaya ve ilerlememeye basliyor ne yazik ki :( Birde degisik olsun diye ugrasirken masallari sacma sapan sekillere sokmuslar, katletmisler yahu! Pamuk prensesi iyi ve guzel yapmaya calisirken biraz fazla ezik ve saf yapmislar mesela. Yakisikli prensinde ondan kalir yani yok boyle sumsuk prensmi olur. Sanirim benim en cok gozume giren (kotuleri pek sevmedigim halde) "Rumplestiltskin" oldu, ama onun da hangi masal kahramani oldugunu pek anlayamadim o ayri :)



Fikir guzel, karakterler guzel ama olmamis! 
Izlenmeyecek gibi bir dizi mi? degil ama ancak bosa harcayacak bol vaktiniz varsa...



*****


Ve ucuncu sirada Avram Usta'nin tavsiyesi ile bir goz atalim bakalim nasil birseymis diye basladigimiz ve bir iki aya 4 sezonu birden bitirdigimiz Castle var. Halbuki bep polisiyeleri, cinayetleri falan sevmem :)



Iyi ki de goz atmisiz, uzun zamandir zevkle izledigimiz dizilerden biri oldu. Dedim ya 4 koca sezonu bir cirpida bitirdik simdi 5.sezonu bekliyoruz :)

Unlu roman yazari Rick Castle ile cinayet masasi dedektifi Kate Beckett'in bir araya gelmesini ve farkli cinayet davalarini cozmeye calismalarini izliyoruz. Her bolumde farkli farkli bir cinayet davasinin cozumleniyor olmasi dizinin SIKICI olmasini engelliyor. Ayrica derinden derinden Kate'in hayati ile ilgili cok daha baska bir hikaye daha anlatiliyor dizide. Birbirlerine duyduklari ilgi ve Kate'in olmasi gerekenden cok daha fazla temkinli halleri yuzunden ikilinin bir turlu birlikte olamayislari da cabasi :) Yani isler gittikce ilginclesiyor...

Ilk sezondan itibaren cirkin ordek yavrusu Kate'in guzellesmesini izliyoruz bir yandan da :) Ayrica cok yakisikli cok yakisikli deyip durduklari Castle'in bariz belli olan gobegi ve inanilmaz zevksiz kiyafet secimleri cildirtip "neresi yakisikli bu adamin yahu" diye sorgulamaniza sebep oluyor :)

Sonuc olarak kesinlikle tavsiye ederim listemize Castle da giriyor. Izleyin pisman olmazsiniz ;)

*****


Son olarak da bir Kore dizisi ekliyorum, dizi kosesi olur benim blogumda da Kore dizisi olmazmi. Aslinda bu diziyi izleyeli neredeyse bir yil oluyor, yayinlanmamis bekliyordu, bahaneyle onu da ekledim listeye :)

"Secret Garden" yani Gizli Bahce Kore dizisi sevenlerin kesinlikle kacirmamasi gereken bas yapitlardan biri. Bir tesaduf sonucu birdenbire kendilerini birbirlerinin bedeninde bulan bir ciftin hikayesini anlatiyor. Bir yandan oldukca komik ve ilgincti, bir diger yandan da son zamanlarda en cok agladigim dizi bu oldu herhalde. Her seferinde aglamayacagim su Kore dizilerine diyorum yine aglamaktan yamuluyorum, eh ne yapalim adi ustunde drama!



Oyuncularin hepsi birbirinden yetenekli ve sevimli. Basroldeki dublor kiz "Gil Ra-Im" biz ona hep Ibrahim dedik tabii :)) inanilmaz basariliydi. Kim Joo Won rolundeki Hyun Bin'i ise ilk kez seyrettik ama bayildik, hemde pullu esofmanina ragmen :)) Ama sanirim benim favorim Oska oldu, onun o cocuksu hareketleri, safligi falan bitirdi bizi. Hatta hala daha arada aklimiza Oska'nin yaptiklari gelip kocakisisi ile guluyoruz :)) Gil Ra-Im'in karizmatik gorunmeye calisan ama sasi gozlu hocasi Im Jong Soo ise beni bitirdi yahu! Adam uzaktan pek bir "cool" gorunuyor ama yakindan sasi resmen, hep profilden ceksinler onu, ben baktikca gulmekten kendimi alamadim :)) Ama Ingilizceyi aksansiz konusmasiyla gonlumuzu fethetti o ayri ;)
Tabii birde Gil Ra-Im in Oska coraplari var ki olmazsa olmazlardanmis, Kore de ilk is onlardan aldim :) 



Dizinin tum oyuncularda oldukca iyiydi, bir an kahkahalarla gulerken diger dakika bir bakiyorsunuz bogaziniz dugumlenmis agladi aglayacaksiniz...
Her Kore dizisinde oldugu gibi dizinin sonunu yine becerememisler. Bu Koreliler super dizi yapiyorlar ama sonunu hep berbat ediyorlar, neden pek anlayamadim. Ama yine de bu izledigim en iyi sonlardan biriydi :)

Sonuc olarak izlenir mi? Izlenir tabii ki! Hele hele Kore dizisi duskunuyseniz sakin kacirmayin, ilk siralarda izlenmesi gerekenlerden biri derim ;)

Simdilik diziler bu kadar, umarim hosunuza giden olmustur, izlerseniz dusuncelerinizi paylasin merak ediyorum baskalari neler dusunuyor diye :)
Simdi gidip bir miktar daha izleyip biriktireyim sonra yine yazarim :)) 

Thursday, October 4, 2012

Yeni bir dil ogrenmek

Benim iflah olmaz bir ogrenci oldugumu anlayinca babam ese dosta "bizim kizin okuma frenleri tutmuyor" demeye baslamisti :)
Yeni seyler ogrenmek kadar beni mutlu eden pek az sey var sanirim su hayatta. Onun icin "cok okuyan mi bilir, cok gezen mi" lafini kendime kilavuz ettim, hem okuyorum hem geziyorum :)

Lakin yeni bir dil ogrenmek pek sevdigim seylerden biri diyemeyecegim. Yok kardesim olmuyor, ne kelimeleri aklimda tutabiliyorum ne de anlamlarini! Resmen yabanci dil ozurluyum ben :) Ingilizceyi hakkiyle ogrenecegim derken anam agladi yillarca, o kadar zamana ve emege millet iki uc dil ogrenirken ben anca Ingilizceyi adam ettim.
Iste bu sebepten bir ucuncu dili ogrenmeye hic yanasmadim, yanasamadim. Almanya'da yasadigimiz onca sene boyunca almancayi sok(e)meyisimin baslica sebeplerinden biridir bu. Kafa goz yaracak kadar anliyor ve anlatiyorum birseyler ama cogunlukla almanca katliami oluyor o ayri :)

Ancak yillardir en buyuk heveslerimden biri Japonca ogrenmekti. Yeni bir dil ogrenmekten onca kacan ben nedense Japonca ogrenmeye inanilmaz hevesliydim.
Singapur'a yerlestigimizden beri hedeflerim arasindaydi hep Japonca kursuna gitmek, ha gittim ha gidecegim derken bir turlu baslayamadim Japonca ogrenmeye. Ta ki gectigimiz aya kadar...

Online bir dil kursuna basladik kocakisisi ile. O uzun zamandir Almancami gelistirmek istiyorum diyordu onun icin Almanca'ya basladi yeniden. Ben ise ilk basta Japonca ve Ispanyolca arasinda kaldim. Eh Meksika gezisi sonrasinda aklim Ispanyolca da kalmisti hani :) Sonunda Japonca gonlumde agir basti tabii ki ve Japoncayi sectim.

Eh ama soz konusu ben isem terslik olmazsa olmaz degil mi! Ilk derslere basladik kocakisisi ile. O gayet guzel Almanca'ya basladi, bir yandan dersleri dinliyor obur yandan kelimeleri cikariyor falan... Ben Japonca'nin ilk dersini actim ki o da ne! Egri bugru karakterlerle dolu bir sayfa dolusu yazi. Birak anlamlarini veya telaffuzlarini bilmeyi, karakterlerin nasil okunacagini dahi bilmiyorum ki!

Sonuc olarak ilkokul yillarima geri donup aldim kagidi kalemi elime basladim yuvarlak, cubuk falan cizmeye :))) Oyle sadece alfabeyi bilmekle, gorup tanimakla da olmuyor, harflerin hepsi egri bugru, onlari dogru duzgun yazacagim derken canim cikiyor :))


Ilk is Japon alfabesini ogrenmek. Ha bu arada ogrendim ki Japon alfabesi oyle latin alfabesi gibi 25-30 karakterden olusmuyormus. Oncelikle Japon alfabesi uc ayri cesit alfabeden olusuyor. Hiragana ve Katakana daha modern versiyonlari, her birinde ayri ayri 104 karakter var, toplamda 208!! Saka yapmiyorum, ilk gordugumde soka girdim bu ne ben bunu bir omur boyu ogrenemem diye :)) Esas Japon alfabesinin temelini olusturan Kanji ise binlerce harften - pardon sembolden olusuyor! 

Ilk basta gozum korkmus olsa da biraz alismaya basladim bile. Ilkokula baslayan cocuklar gibiyim, kendime yeni defterler, kalemler, kitaplar falan aldim :)) Geceleri oturup alfabe calisiyorum, alfabenin karakterlerini ciziyorum surekli. Birde "ka ki ko" falan diye hecelerken bir bakiyorum kocakisisi karsidan kikir kikir guluyor halime :))



Iste boyle basladi benim Japonca maceralarim.
Basima ne is actim bende bilmiyorum, bakalim gorecegiz :))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails